harput23

HARPUT KÜLTÜRÜ

ELAZIĞ VE HARPUT

ELAZIĞ VE HARPUT

Tarihi Harput şehrinin bir devamı olan Elazığ 1834 yılında kurulmaya ve esas gelişmesini ise 1920′li yıllardan sonra göstermeye başlamıştır.

Harput – Elazığ, Arkeolojik kazı sonuçlarına ve yazılı kaynaklara göre Paleolitik çağdan itibaren iskan edilmiştir. Harput, 1085 yılında Çubukoğulları tarafından fethedilerek Türk Hakimiyetine girmiştir.

Tarihin her döneminde önemli bir yerleşme merkezi olan Harput, son derece önemli tarihi kalıntılara ve eserlere sahiptir. Artuklu dönemi eserleri yoğun olduğundan Harput tipik bir Artuklu Kenti özelliğini taşımaktadır. 1516 yılında Osmanlı İmparatorluğuna katılan ve İmparatorluğun gözde şehirlerinden birisi olan Harput, bölgesinin bir ilim ve irfan yuvası olmuştur. Türk Kültürünün şeçkin bir örneği olan Harput kültürü yetiştirdiği aydın, sanata kıymet veren, özü sözü bir, çalışkan, hoşsohbet, vatansever insan tipi ile haklı bir şöhrete sahip olmuştur.

Elazığ şehrinin kökenini oluşturan Harput’un, mazisine yaraşır bir şekilde her yönü ile yeniden ülke gündemine taşınması için Valiliğimizce son derece önemli çalışmalar başlatılmıştır. Bu çalışmaların başında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da çok önemli destek ve katkıları ile kısaca Harput’un yeniden ihyası diye nitelendireceğimiz çok önemli projeler uygulamaya konulmuştur. Bu kapsamda Harput’un Kültür ve Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi ilanı için çalışmalar başlatılmıştır. Harput’un Kültür ve Turizm Koruma ve geliştirme alanının haritasının çıkarılması ve ilgili kurullara sunulması, sokak sağlıklaştırması, tarihi mekanların onarılması gibi son derece önemli çalışmalar başlatılmıştır. Valiliğimizce Harput’ta, son 50 yılın hayat tarzının yaşanarak sergileneceği Yaşayan Açık Hava Müzesi çalışmalarında önemli mesafe alınmıştır. Bunlarla paralel olarak kültürümüzü, şehrimizin gelişmesine ve kültür hayatına katkıda bulunan insanlarımızı ve tarihi şahsiyetlerimizi, kültürel zenginliklerimizi gençlerimize tanıtmak amacıyla önemli çalışmaları da başlatmış bulunuyoruz.

1- Tarihe tanıklık etmiş, ülkemizin eski ve çok önemli kültür merkezlerinden olan Harput’u, her yönü ile yeniden ihya etmek suretiyle kültürümüze kalıcı bir hizmet vereceğimize inanmaktayız. Harput’un korunması, geliştirilmesi, ilimizin turizm alanındaki potansiyelini artırmak açısından da önem verdiğimiz konuların başında gelmektedir. Harput’un ihyası için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile iş birliği içerisinde Tarihi Kentsel Sit Alanı olan Harput’un; Bakanlar Kurulu Kararı da alınmak suretiyle Kültür ve Turizm Geliştirme ve Koruma Bölgesi olarak ilan edilmesi için başta HARVAK olmak üzere ilgili tüm resmi ve sivil kuruluşlarla işbirliği halinde çalışmalarımız yürütülmektedir. Bu kapsamda Harput’un Koruma ve geliştirme sahası daha da kapsamlı tutularak Kent Planı hazırlanacaktır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ nın 2004 yılı Programında Harput’un Planlama çalışmaları yer almış, bütçe ayrılmış, Tarihi Kentsel Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlık çalışmaları için Valiliğimizce İl Özel İdaresinden yetki alınmıştır.

2- Harput Kalesinin Restorasyonu için 2004 yılında 300 Milyarlık bir kaynak sağlanmıştır. İhale işlemleri tamamlanarak anılan iş ihale edilmiş ve restorasyon çalışmaları başlatılmıştır.

3- Harput’ta büyük eksikliği duyulan yerli ve yabancı turistlere hizmet verecek Harput’a yaraşır tuvaletler bulunmamaktadır. Bu kapsamda Valiliğimizce yasal izinler alınmış, keşif özetleri çıkarılmış ve Mimar Mithat ÇOŞKUN tarafından projeleri hazırlanmıştır. Başkanlığını Elazığ Valisi Dr. Kadir KOÇDEMİR’in yaptığı HARVAK ile Belediye Başkanlığımızın iş birliği ile tuvaletlerin yapımına hava şartları elverdiği oranda devam edilecektir.

4- Bizzat Elazığ Valisi Dr. Kadir KOÇDEMİR’in ürettiği ve takip ettiği çok önemli projelerin başında Yaşayan Açık Hava Müzesi vardır. Son yüz yılın köy hayatını konu alan proje kapsamında köy evleri, değirmen, harman yeri, tandır başı, okul ve geleneksel el sanatlarının yapıldığı dükkanlar gibi ortak kullanım alanları ile birlikte son yüzyılın köy hayatı bütün özellikleri ile birlikte yaşatılmak suretiyle hayata geçirilecektir. Açık Hava Müzesi Fethahmet Baba Türbesi önünden akarak gelen Kurey Deresinin oluşturduğu vadi içerisinde kurulacaktır. Bu amaçla 240 dönümlük arazinin tahsis işlemleri gerçekleştirilmiş, tasviri projesi hazırlanmıştır. Mimari projeler için uzmanlar ile görüşmeler yürütülmektedir. Açık Hava Müzesinde kullanılacak olan, harman makinesi, gem, boyunduruk, karasaban, şilkem taşı, soku taşı, el değirmeni gibi bazı malzemeler temin edilerek Elazığ Müzesinde toplanmıştır.

5- Valiliğimiz tarafında yaptırılan içerisinde müze, kütüphane geleneksel Kürsübaşı odası gibi birimlerinde yer aldığı Harput Evi 2005 yılı içerisinde tamamlanarak hizmete açılacaktır.

6- Harput’da Gülsan Şirketler Topluğu tarafından aslına uygun olarak örnek bir Kültür Evi yaptırılmaktadır. Ulu Caminin batısında yaptırılan bu ev 2005 yılında tamamlanarak kültürel amaçlı olarak kullanılacaktır.

7- İlimizi her yönü ile tanıtacak olan İl Yıllığı’nın hazırlanması çalışmaları devam etmektedir. İl Yıllığı 2005 yılı içerisinde tamamlanacaktır.

8- Harput’un Elazığ’a taşındığı yıllarda zamanın Valisi Enis Paşa tarafından 1896 yılında yaptırılan o yılların mimari üslubunu yansıtan tescilli Eski Hükümet Konağı, şehrimizin kimliğini yansıtan ender binalardan birisidir. Halen Mehmet Ali ÇAKIR Polis Merkezi olarak kullanılan bu bina, 2005 yılında Vilayet Müzesi olarak tanzim edilerek hizmete sunulacaktır. Elazığ’ın tarihini, kültürel özelliklerini ve gelişimini yansıtan eserlerin yer alacağı, sanat faaliyetlerinin gerçekleştirileceği, Eski Hükümet Konağının Vilayet Müzesi olarak tanzim edilmesi için, 23 kişiden oluşan bir komite teşkil edilmiştir. Bu komite Vilayet Müzesinde yer alması gereken unsurları tespit ederek binanın kültürel anlamda kullanımı hakkında rapor hazırlayacaktır.

9- Öğrencilerimiz arasında milli şuur, birlik ve beraberlik duygusunun daha da gelişmesine vesile olmak, bize ülkemizi canı pahasına emanet eden atalarımızı bir kere daha anmak, hayatta olan gazilerimizin bilgilerinden istifade etmek ve onları tanımak, tanıtmak amacıyla ilimiz dahilindeki ilköğretim okulları öğrencileri arasında Seferberlikteki Dedem ve Ninem konulu ödüllü bir mülakat yarışması düzenlenmiştir. Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında atalarımızın kıtlığa, yokluğa, açlığa rağmen canları pahasına savaşarak ülkemizi bize emanet eden ve dünyayı hayrete düşüren kurtuluş mücadelesi asla unutulmamalıdır. Halk arasında Seferberlik olarak bilinen bu mücadele yıllarına tanıklık etmiş kişilerin dede ve nineleri veya yakınları ile görüşerek, o yılları bu güne aktaracak biçimde mülakat yapacak ve bu derlediklerini yazıya aktararak yarışmaya katılacaklardır. Dereceye girsin veya girmesin uygun görülen eserler Valiliğimizce bastırılacak olan kitapta katılanların ismi ile yayınlanacaktır. Ödül olarak birinciye birinci esere 1.000 YTL, ikinciye 750 YTL, Üçüncüye 500 YTL ve Mansiyonlar verilecektir. Eserler en geç 28 Şubat 2005 tarihinde okul idarelerine teslim edilecektir. Yarışmanın şartları okul idarelerinden temin edilecektir.

10- Halk kültürümüz içerisinde önemli bir yeri olan unutulmuş ve unutulmaya yüz tutmuş geleneksel çocuk oyunlarının ortaya çıkarılması, tanıtılması amacıyla İl genelinde İlk öğretim okulu öğrencileri arasında “ Dedemin, Ninemin Oyunları ve Oyuncakları” konulu ödüllü bir yarışma düzenlenmiştir. Öğrenciler en az 40 yıl öncesine ait çocuk oyunlarının isimlerini öğrenerek, oynama şekillerini, oyuncaklarının neler olduğunu, nerede, nasıl ve kaç kişiyle oynandığını, oyunda yer alan kişilerin rolleri ile edindikleri diğer tüm bilgileri derleyecek, günümüzde oynadıkları oyunları da dikkate alarak bir kompozisyon yazacaklardır. Dereceye girsin veya girmesin uygun görülen eserler Valiliğimizce bastırılacak olan kitapta katılanların ismi ile yayınlanacaktır. Ödül olarak birinciye birinci esere 1.000 YTL, ikinciye 750 YTL, Üçüncüye 500 YTLve Mansiyonlar verilecektir. Eserler en geç 28 Şubat 2005 tarihinde okul idarelerine teslim edilecektir. Yarışmanın şartları okul idarelerinden temin edilecektir.

11- İlimizde, Kurtuluş Savaşına katılan, Cumhuriyetin kurulduğu yılları gören, asker ve sivil tüm büyüklerimizin o yıllardaki konumu ile birlikte öz geçmişi ve fotoğraflarının yer alacağı bir albüm hazırlanacaktır. Son Şahitler ismi altında yapılacak olan belgesel albümün hazırlıklarına Valiliğimizce teşkil edilen komisyon ilk toplantısını yaparak başlamıştır.

12- Valiliğimizce, İlimizde hizmetleri, renkli kişilikleri ile unutulmaz isimler arasında yer alan şahsiyetlerle, ülke genelinde Elazığlı olarak tanınan hizmet ve eserleri ile iz bırakan; bilim adamı, asker, devlet adamı, yönetici, spor adamlarının yer alacağı bir albümde toplanarak insanlarımıza tanıtılacaklardır. Bu amaçla oluşturulan komisyonumuz çalışmalarına başlamıştır. İz Bırakanlar isimli çalışmamız 2005 yılında tamamlanacaktır.

13- 2023 yılında Elazığ isimli bir ödüllü kompozisyon yarışması düzenlenmiştir.Yarışma tüm öğrencilere ve halkımıza açıktır. Katılımcılar İlimizin 2023 yılında tüm yönleri ile gelebileceği seviyenin ne olacağı ve nasıl bir Elazığ düşündüklerini tasavvur ederek kompozisyonlarını yazacaklardır. Yarışmaya katılmak isteyen öğrenci ve vatandaşlar eserlerini en geç 28.02.2005 tarihinde teslim edeceklerdir. Ödül olarak birinciye 1.00. YTL , ikinciye 750 YTL, Üçüncüye 500 YTL ve Mansiyonlar verilecektir. Dereceye girsin veya girmesin uygun görülen eserler Valiliğimizce bastırılacak olan kitapta yer alacaktır.

14- Türk Musikisi içerisinde kendisine has özellikleri ile tanınan Harput Musikisi ilimizin en önemli kültür unsurlarının başında gelmektedir. Harput Musikisini eserlerin özüne zarar vermeden alt yapısını ve enstrümanları çeşitlendirerek gençlere sevdirmek, ülke sathında daha da yaygınlaştırılmasını sağlamak, ülke genelinde şöhret olmuş Elazığlı yada diğer sanatçılarla birlikte mahalli sanatçılarında katılımı ile CD’ler hazırlamak amacıyla bir çalışma başlatılmıştır. Bu çalışmayı yürütmek üzere komisyon oluşturulmuştur. 2005 yılı içerisinde bu çalışmamızda sonuçlandırılacaktır.

15- İlimiz Cumhuriyet döneminde kurulmuş yeni bir şehir olmasına rağmen yeşil alanları oldukça sınırlıdır. Şu anda Çevre ve Orman Müdürlüğünün kullanımında olan Fidanlık Üretim Sahası, Doğa ve Kültür Alanı olarak tanzim edilerek vatandaşlarımızın hizmetine sunulması planlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda bir komisyon oluşturulmuş ve komisyon çalışmalarına başlamıştır. Elazığ’ın sosyal ve kültürel hayatında son derece önemli tesirleri olacağına inandığımız bu çalışma çok yönlü olarak sürdürülmektedir.

16- Valiliğimizce Özel İdare Bütçesinden İl Halk Kütüphanesine, insanlarımızın istifadesine sunulmak üzere 5 adet bilgisayar alınarak internet ağına bağlanmıştır. Ayrıca Kütüphane kitaplarını güncelleştirmek amacıyla her ay, bir komisyon marifetiyle seçilen kitaplar alınmıştır. Bu uygulama 2005 yılında da devam edecektir.

17- Uluslararası Hazar Şiir Akşamları’nın XI.si Bakü’de, XII.si İlimizde başarıyla gerçekleştirilmiştir. Bu faaliyetlerle ilgili olarak bir belge niteliğinde 11. ve 12. Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları Güldestesi isimli eserler hazırlanmış bastırılma aşamasına getirilmiştir.

18- Valiliğimizin öncülüğünde Belediye Başkanlığı, Fırat Üniversitesi Rektörlüğü, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı, HARVAK, ÇEKÜL ve diğer ilgili Sivil Toplum Kuruluşları ile birlikte; Elazığ-Harput Vilayet Arşivi oluşturulması için bir Proje hazırlanmıştır. Proje kapsamında Vilayet sınırları ile birlikte Harput Kültürü’nün etki alanında kalan sahada, daha ziyade kağıttan yapılmış, mektup, fotoğraf, afiş, secere, nüfus cüzdanı, dergi,mecmua gibi her türlü malzemenin derlenmesi suretiyle gerçekleştirilecektir. Proje doğrultusunda çalışmalar, 2004 yılı itibariyle başlatılmıştır.

19- İlimizin kültür hayatında kendine has yapısı ve özellikleri ile son derece önemli bir yeri ve yapısı olan musikimizi ülke genelinde tanıtmak ve sevdirmek amacıyla Mahalli Sanatçılarımızın seslendirdiği CD ve Kaset çalışmaları 2004 yılı sonunda tamamlanacaktır.

Mağaranın tarihinin, Harput’un tarihi kadar eski olduğu, Harput’un ilk sahipleri olan Urartular dönemine kadar uzandığı salnamelerden bilinmektedir.

1990 yılında merdiven basamakları ve aydınlatılması yapılan mağara, Türkiye’de gezilebilen on mağara arasında yer almaktadır. Buzluk Mağaraları, çevresinin doğal güzelliği yanında tarihi Harput beldesinde bulunması, tarih ve doğanın iç içe bulunduğu nadir turistik yörelerimizden biridir. Yılda yaklaşık 15-20 bin kişi mağarayı gezmektedir.

Tarih öncesi dönemden başlayarak, çeşitli uygarlıklara yerleşim yeri olan, Elazığ’ın tarihi, Harput tarihi olarak incelenmektedir. Zira Elazığ İli, M.Ö. 3000′li yıllarda kurulduğu sanılan, Harput kentinin ovadaki devamıdır.

Bu yörede tarihçe bilinen en eski kavim Hurri’lerdir. Daha sonra önemli uygarlıklardan , sırası ile Hititler, Urartular, Romalılar, Bizanslılar, Sasaniler, Azeri Türkleri ve Araplar bölgede egemen olmuşlardır.

Malazgirt Zaferinden sonra (1087 yılında) Türk egemenliğine giren Harput, önce Çubukoğulları, sonra Artukoğulları, Selçuklular, Dulkadiroğulları ve Akkoyunlular elinde kalmış, 1515 yılında Yavuz Sultan SELİM tarafından Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır. Mezra denilen bugünkü yerleşim yerine 1834′de taşınan Elazığ’a 1862 yılında Abdulaziz’in Valilerinden İsmail Paşa tarafından Mamuret-ül Aziz ismi verilmiştir. Zaman içinde bölgeye eyalet merkezliği yapan şehre 1937 yılında Atatürk tarafından tahıl ambarı bolluk ve bereket anlamına gelen El’azık adı verilmiş olup, zamanla Türkçe ses uyumuna uygunluğu ve söyleniş kolaylığı nedeniyle Elazığ olarak kullanılır olmuştur.

Elazığ, Doğu Anadolu Bölgesinin güney batısında ve yukarı Fırat havzasında yer almakta olup, doğuda Bingöl, batıda Malatya, güneyde Diyarbakır, kuzeyde Tunceli ve kuzeybatıda da Erzincan topraklarıyla çevrilidir.

Coğrafi konumu itibariyle, Doğu Anadolu Bölgesini batıya bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmaktadır.

Yüzölçümü 8.455 Km². si kara, 826 Km². si baraj ve doğal göl alanları olmak üzere toplam 9.281 Km². dir. Denizden yüksekliği 1067 metre olan Elazığ, yeryüzü şekilleri açısından topraklarını dağlık alanlar, platolar ve ovalar oluşturmaktadır.

İl Sınırları içindeki en önemli akarsu Fırat ve kollarıdır. 86 Km2 yüzölçümü olan Hazar Gölü, İl merkezine 30 Km. mesafededir. Ayrıca İlimiz Keban, Karakaya, Kralkızı ve Özlüce gibi önemli baraj gölleri ile çevrilidir.

Geçmişte karasal iklimin hüküm sürdüğü Elazığ, yapılan ve yapılmakta olan barajların etkisi ile ılıman bir iklime geçiş yapmıştır.

Elazığ ve Harput Tarihi : (ELAZIĞ Tarihi)

Elazığ, Doğu Anadolu’da Tarihi Harput Kalesinin bulunduğu tepenin eteğinde kurulmuş bir şehirdir. Deniz seviyesinden 1067 metre yükseklikte bulunan şehir hafif meyilli bir zemin üzerindedir. Elazığ’ın yerleşim yeri olarak tarihi yeni olmakla beraber bölgenin tarihi oldukça eskidir. Bu nedenle Elazığ tarihini onun menşei sayabileceğimiz Harput’un tarihi ile birlikte ele almamız gerekir.

Mevcut tarihi kaynaklara göre Harput’un en eski sakinleri M.Ö. 2000 yıllarından itibaren Doğu Anadolu’ya yerleşen Hurrilerdir. Yine tarihi kayıtlara göre Hurrilerden sonra bölgenin Hitit hakimiyeti altına girdiğini görmekteyiz. Çok uzun sürmeyen Hitit hakimiyetinden sonra M.Ö. 9. Asırdan itibaren Doğu Anadolu’da devlet kuran Urartular Harput’ta uzun süre hüküm sürmüştür. Bugün bile tarihi heybetiyle ayakta duran Harput Kalesi Urartu devrinin izlerini taşımaktadır. Kale’de kaya içine oyulmuş merdivenler, tünel ve hücrelerle su yolu bulunduğu tespit edilmiştir. M.Ö. 9. Asırdan beri bu kalesiyle müstahkem mevkii olarak bilinen Harput, en az 4000 yıllık bir maziye sahip bulunmaktadır. Harput isminin ilk hecesi olan Har, taş (kaya) anlamına, son hecesi olan put (berd) ise kale anlamına gelmektedir.

Günümüz Türkçeci ile Tas Kale anlamını taşımaktadır. Harput’un tarihini biraz daha derinliğine incelediğimizde, M.S. 1. asırdan 3. asra kadar, zaman zaman Romalıların siyasi ve askeri nüfuzunda kaldığını görmekteyiz. Ancak Romalıları Anadolu’dan çıkarmak için uzun ve çetin mücadeleler yapan Pontus Kralı Mithradates devrinde ve ondan sonraki zamanlarda bir takım eller değiştirdiği de bilinmektedir. Bununla beraber, Miladi 3. asırda, İmparator Dioclatianus zamanından itibaren Harput bölgesi tamamen Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır.

Daha sonra Sasanilerle, Bizanslılar arasında devam eden harplerde daima ihtilaf hududu olarak görülen ve zaman zaman Sasanilerin, zaman zaman Bizanslıların hakimiyetine girerek el değiştiren Harput’ta Bizans hakimiyetinin ilk devresi 7. asrın ortalarına rastlar. Ancak Hz. Ömer zamanında Suriye ve Irak’ı ele geçiren Arapların 7. asrin ortalarına doğru Harput ve çevresini de zaptettiklerini görüyoruz. Bu şekilde başlayan Arap hakimiyeti, 10. asrin ortalarına kadar devam etmiştir.

Romalılar devrinde olduğu gibi, Araplar devrinde de Harput’ta etkin bir ize rastlanmamıştır. Bölge, daha çok Bizans ve Arap siyasi ve askeri gücünün gövde gösterilerine sahne olmuştur. Harput’un Bizanslıların hakimiyetine ikinci defa geçişi 10. asra rastlar. Bizanslıların İslam alemine karsı giriştikleri büyük seferlerin ilk hedefi daima Harput olmuştur. Nitekim, ilk taarruzda Bizanslılar Harput’u ele geçirmişler ve burada bir vilayet teşkilatı kurarak kaleleri tahkim etmişlerdir. Bizans tarihinde Harput, bugünkü söyleyişe çok yakın olarak “Harpote” diye geçmektedir. Aslında Harput bölgesi de “Mesopotamia” olarak adlandırılmaktadır. Harput’ta Bizans hakimiyeti aşağı yukarı 11. asrin sonuna kadar devam etmiştir.

ELAZIĞ’IN KONUMU

Elazığ, Fırat Havzasının “Yukarı Fırat Bölümü”nde yer alan bir Doğu Anadolu kentidir.

Il, 40o , 21’ ve 38o , 31’ doğu boylamları ile 38o , 17’ ve 39o , 11’ kuzey enlemleri arasında yer almaktadır. Şehrin denizden yüksekliği ortalama l067 metredir. Il batıdan Malatya, doğudan Bingöl, kuzeyden Tunceli , kuzeybatıdan Erzincan, güneyden ise Diyarbakır illeri ile çevrelenmiştir. Yüzölçümü 9153 Km2 olup, Türkiye topraklarının % 0.12’sini oluşturmaktadır.

Tektonik bir alanda yer alan Il toprakları, doğu ve güneyden, Güneydoğu Torosların batı uzantılarıyla, kuzey ve batıdan ise Keban ve Karakaya baraj gölleriyle çevrili bulunmaktadır.

GENEL TARİHİ

ELAZIĞ ili doğal şartların elverişli olması nedeniyle paleolitik (yontma taş) döneminden beri çeşitli toplulukların yerleştiği bir alan olmuştur.

Keban ve Karakaya barajları eski eserleri kurtarma projesi çerçevesinde yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalar ,yöre tarihinin bilinmesine büyük katkılar sağlamıştır.

Bu çalışma ışığında Elazığ-Harput yöresinin bilinen en eski sakinleri Hurriler’dir. Arkeolojik kazılar sonunda elde edilen tabletlerden anlaşıldığına göre Hurriler ,Ön Asya da büyük bir bölgeye yayılmış ,M.Ö.2 bin yılının sonlarında kuvvetlenerek ırkdaşları Subar Beyleri’ni de egemenlikleri altına alarak ,sınırlarını genişletmişlerdir. Hurriler den sonra bölge Hititlerin hakimiyeti altına geçmiştir.

M.Ö.IX, yüzyıldan itibaren Urarturlar bölgeye egemen olmuşlardır. Urartu dönemine ait Palu,Kömürhan ve Bağın’da çivi yazılı kitabeler bulunmaktadır. M.Ö.VII. yüzyıllar da bölgeye Medler hakim olmuş , sonraki yüzyıllarda Pers Straplar’ın Büyük İskender’e yenilmesiyle Pers hakimiyeti sona ermiş , bölge İskender2in ordularının denetiminde kalmıştır.M.Ö.546 yılında Roma ordusu Persler’e yenilince yörede Persler’in hakimiyeti görülmeye başlamıştır.

Bu hakimiyetle birlikte yöre M.S.III. yüzyıla kadar Pers-Roma mücadelesine sahne olmuş ,Büyük Roma İmparatorluğu’nun M.S.395 yılında ikiye bölünmesinden sonra yörede ,Sasani Bizans mücadelesi başlamıştır. Sonuçta Fırat’ın batısı Bizans,doğusu Sasaniler ,hakimiyetine girmiştir.

KÜLTÜR TARİHİ

Bugünkü Elazığ 1834 yılında tarihi Harput’un bir mezrası olan ve “mezre” diye anılan ovaya nakledilmesiyle kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde ise gelişmesine devam ettirerek gelişen ve Doğu Anadolu’nun önemli merkezlerinden birisi olan Elazığ, kültür tarihi ve yerleşme tarihi açısından büyük önem arz eder.

Bilim adamlarının yer değiştiren şehirler arasında saydığı Elazığ ,1937 yılında bugünkü ismini almıştır. Harput; Sultan Aziz döneminde Mamüret’ül-Aziz ismin alıncaya kadar Harput ismiyle bilinmiş ve tarihe mal olmuştur. Bu nedenlerle Elazığı anlatırken onun menşeini oluşturan Harput’dan bahsetmek ve hatta birisinin ismi anıldığında diğeri anlamak mecburiyeti var gibidir.

Elazığ(Harput)ve çevresi çok eski bir yerleşme bölgesidir. Yöre hakkında ilk yazılı belgeler M.Ö.2000 yıllarına rastlar. Ancak 1967 yılında Keban Barajı’nın yapımı nedeniyle oluşacak olan göl sahasında yapılan arkeolojik kazı ve etnografik araştırmalardan elde edilen buluntular , yörenin paleolitik (eski taş)devrine ulaşan bir iskan sahası olduğunu ortaya çıkarmıştır. Nitekim Elazığ’ın Murat ve Karasu’nun birleşmesinden oluşan Fırat Nehrinin çizdiği yay içinde sulak ve verimli bir ova üzerine kurulması ,yöreyi yerleşmeye elverişli kılmıştır.

Elazığ(Harput)’ın yazılı tarihi hakkında ilk bilgilerin Hitit tabletlerinden almaktayız. Buna göre yörenin ilk sakinleri Mitanni adında bir devler kuran Hurriler olmuştur. M.Ö.III ve IV bin yıllarında bölgede Subarlar2ın yaşadıkları ve Fırat isminin bunlar tarafından verildiği ileri sürülmüştür. Subarlar’ın Hurriler2le aynı kökten geldikleri ve yeryüzünde madeni ilk işleyen kavim oldukları bilinmektedir. Hatta işlenen madenlerin Mezopotamya’ya da ihraç edildiği anlaşılmaktadır. Mezopotamya’da gelişen kültürlerin kökenini burada aramanın daha doğru olacağı kanaatindedirler.

Hurrilerden sonra M.Ö.2000 yıllarında yöreye IŞUVA adı veren, tarımda ve dokuma sanatında ileri olan Hititler hakim olmuşlardır.

Hititlerin yöredeki egemenliğine ;çivi yazısını kullanan ve taş oymacılığı konusunda ileri olan Urarturlar son vermiştir. Günümüzde de ayakta olan Harput Kalesini ilk yapanların Urarturlar olduğu ileri sürülmektedir.

M.S. 1. Asırla 3. Asar kadar Harput’a hakim olan Romalılar ,madencilikte ileri olup yörede maden işletmeleri kurmuşlar Harput ve civarında azda olsa bir şehir hayatının ortaya çıkmasına vesile olmuşlardır.

Sasaniler’le Bizansızlar arsında zaman zaman el değiştiren Harput , 7. Asrın ortalarında Bizansızlar’ın eline geçer. Sonra H.z.Ömer zamanında müslüman Arapların hakimiyetine girer. Bu dönemlerde Uluova ve Kuzuova da hayvancılık yapılıyor,insanlar çoksade bir hayat sürüyorlardı .10.asırda ikinci defa Harput’u ele geçiren Bizanssızlar burada bir vilayet teşkilatı kurmuşlardır.

Harput ve çevresi 1071 yılında kazanılan Malazgirt zaferinden sonra 1085 yılında Türkler’in eline geçmiştir.Harput’taki ilk Türk hakimiyeti Çubukoğulları ile başlar.Bu dönemde Harput’un iskanı ve imarı çalışmaları uç verir.Böylelikle günümüze kadar gelen ve sonsuza kadar devam edecek olan Türk hakimiyeti sağlam temeller üzerine kurulmuş olur.

Anadolu’nunu fethine katılarak ,Türkleşmesinde önemli rol oynayan Artukoğulları ,Harput’ta 1113 yılından başlayıp 1234 yılına kadar ,yüzyıl sürecek olan bir hakimiyet kurmuşlardır.Artukoğulları’nın Harput’un kültür tarihi üzerinde önemli bir yeri vardır.Osmanlılar gibi kayı boyundan olan Artuklular ünlü komutan Belek Gazi’yi yetiştirmiş ,Harput’u bugüne kadar ulaşan Türk-İslam eserleriyle süslemeye başlamışlardır.Harput’taki Ulu Cami,Alacalı Camii bu dönemde yapılmışlardır.Yine Artukoğulları döneminde bir hastane,bir çok çeşme ,türbe ,saray inşa edilmiştir.Harput kalesi önemli bir onarım görmüş ve bazı eklentiler yapılmıştır. Yine kalenin hemen dibinde Süryani Kilisesinin Artuklu Hükümdarı Fahrettin Karaaslan tarafından yapıldığı kanaati vardır.

Bu dönemde ticaret ve el sanatları son derece ğelişmiştir.1185 yılında yapılan Ahi Musa Mescidi’nin varlığı Harput’ta bir Ahi Teşkilatı’nın kurulduğunu göstermektedir.Artuklular dönemi Harput’un bayındır hale gelmesiyle birlikte bilim ve sanatta da önemli hamlelerle doludur.Adı bilinmeyen bir yazar matematik kitabı yazmış ,musikide .edebiyatta önemli gelişmeler olmuştur.Artuklular döneminde Uluova ve Kuzuova da geleneksek usüllerle tarım yapılmıştır.Bu dönemlerde evler genellikle tek katlı ve damlıdır.

Artuklular döneminde Harput bir bilim,kültür,sanat ve ticaret merkezi haline gelmiştir.

Anadolu Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykubat ,Artukluların egemenliğine son vererek Harput’a hakim olur. Bu dönemde Harput’ta Türk-İslam Kültürü tamamen hakimdir. Ticaret,sanat ve kültür şehri olma özelliğini sürdürür. Arap Baba Mescidi bu dönemin eseri olup,mescitteki çini işçiliği ,el sanatlarının ne kadar ileri bir düzeyde olduğunu gösterir.

Selçuklular’ın zayıflama dönemlerinde Harput’a İlhanlı akınları oldu. İlhanlılar yörede huzursuzluk yarattıkları gibi Harput’ta oluşan uygarlık birikimlerini de önemli ölçüde tahrip etmişlerdir. Harput’un yaşadığı en acı ve en talihsiz yıllar bu dönem olmuştur.

İlhani hakimiyetinden sonra Harput’a 1339 yıllarında başlayıp 1465 yılına kadar sürecek olan Dulkadiroğulları dönemi başlar ve bu dönemde Harput Kalesi tekrara onarım görür.

Tarihi boyunca bir sınır bölgesi ve ihtilaf hududu olarak kalan Harput ,1465′de Akkoyunlular’ın eline geçer ve Osmanlılara sınır oluşturursuzun Hasan döneminde İtalyan gezgini Barbora’ya göre göz kamaştırıcı bir kenttir. Akkoyunlular zamanında Harput’ta para basılmış,kültür ve sanatta önemli hamleler yapılmış ,çok sayıda din adamı ,bilim adamı ve sanatkar yetişmiştir.

Harput 1507 yılında Safaviler’in eline geçmiş ,26 mart 1516 yılında ise Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. Osmanlı Devleti zamanında en olgun devrini yaşar ve Doğu Anadolu ‘nun ticaret merkezi olur. Bu dönemde Palu ve Keban’da da önemli eserler yaptırılmış ,Keban ve Maden ilçelerinde maden işletmeciliği oldukça gelişmiştir. Bu nedenle özellikle Harput’ta bakır işletmeciliği gelişmiş ;bakır türkülere konu olmuştur.

Harput medreselerinde çok sayıda vasıflı alim ve sanatkar yetişmiştir. Yöre insanı divan edebiyatı konularına hakim olmuş ,Fuzuli ve Nedim gibi şairlerimizin şiirlerini bestelemişlerdir. Medrese kültürü ile, kır kültürü birbirini yakından etkilemiş aydın halk tezadı önemli ölçüde ortadan kaldırmıştır. Bu dönemde musikide de önemli gelişmeler olmuş ve divan geleneği ile halk geleneğinin kaynaşmasından oluşmuş bir müzik kültürü ortaya çıkmıştır. İpekçilik son derece gelişmiş ,ipek tezgahları ve fabrikaları kurulmuştur.

Evliya Çelebi Harput’ta 17. Yüzyılda 600 dükkan ,7 ticaret hanından,bedesten ve saraçhaneden söz eder. Harput’un çevre köylerinde de el sanatları yaygınlaşmıştı.

Pamuk ve diğer zirai ürünler ekilir , tarım ve hayvancılıkla birlikte el sanatları en önemli geçim kaynağını oluştururdu.

Harput 19.yüzyılda canlılığını korudu.Kamus’al-Alem’e göre bu dönmede Harput’ta 2670 ev,843 dükkan, 10 camii,10 medrese, 8 kütüphane, 8 kilise ,12 han ve 90 hamam bulunmaktaydı.

19. yüzyılda Harput2ta sanayide uç vermeye başladı.Osmanlılar2ın son zamanlarında batılılar Harput’a özel bir önem verdiler. Amerikan,Alman ve Fransız kolejleri kurdular. Bu okullar Harputtaki yaşama biçimini etkilemiştir. Bu nedenle Harput halkından bir çok insan Amerika’ya gidip gelmiştir. Cevat Fehmi Başkut’un yazdığı Harput’ta bir Amerikalı oyunu bu olayı Harput’un son yüzyıldaki çöküşünü anlatır.

Harput,birbirine çok benzeyen sebeplerle tarihe karışan bir çok eski Türk şehri gibi terk edilmiştir. Yöneticilerin 1834 yılında askeri ve idari merkezlerini mezraya taşımaları ,demir yolunun mezreden geçmesi gibi nedenlerle zaman içerisinde Harput bütün fonksiyonları ile birilikte taşınarak bugünkü Elazığ ‘ı oluşturmuştur.

Türklerin fethine kadar bir kale şehri olarak kalan Harput ,Türklerle birlikte bayındır bir şehir haline gelmiş ve istikrara kavuşmuştur. Orta Asya’dan kopup gelen Türk insanı ,beraberinde getirdiği bilgi birikimi,gelenek,görenekleri ile mahalli kültürlerden de istifade ederek ,Harput’u çiçek çiçek nakışlamış ve Türk medeniyetinin en hassas , en sevimli ve en yüksek örneklerini yaratmıştır.

Türklerle birlikte Harput’ta şehirleşme,ticaret,el sanatları,dini ve diğer kültürel faaliyetler her geçen gün gelişerek devam etmiştir. Son derece güçlü şairler , bilim adamları,mutasavvıf yetiştiren Harput ,kendine has bir folklor ve edebiyat geliştirmiş ve Türk kültür tarihi içerisinde nadide bir yere sahip olmuştur.

HARPUT VE ELAZIĞ ADININ KAYNAĞI

Asur ve Hitit yazılarında Harput’tan söz edilmektedir. Boğazköy’de bulunan Hititler’e ait çivi yazılı belgelerde Harput yöresine IŞUVA denildiği görülmektedir.M.Ö.19. uncu asırda bulunan Asurlar’a ait çivi yazılı Kapodokya metinlerinde KARPATA adıyla geçen yerin Harput olduğu söylenmektedir. Urarturlar döneminde Harput’a KARBERD denilmekte idi. “KAR” taş, “BERD” ise kale anlamına gelmektedir.

M.Ö.13. asra ait Hitit çivi yazılı bir vesikada Harput, HARPUTTAŞ olarak adlandırılmıştır. Vesikada Harputtaş, Harziuna ülkesinin dört şehrinden birisi olarak gösterilmiştir. Harputtaş şehri ile bugünkü Harput’un aynı olduğu konusundaki fikri Prof. Bossert ileri sürmüştür. M.Ö.9. ve 8. yüzyılda Hitit kitabelerinde Harput’a HARPUTTAVANAS denilmektedir.

M.Ö.900-650 yıllarında Urarturlar Harput’a SUPANI adını vermişlerdir. Eski Yunan ve Romalılar bu kelimeyi SUPHANE ya da SOFEN şeklinde kullanmışlardır. Bununla beraber ünlü Alman Coğrafyacılarından “K.Ritter” Harput’un bütün SUPHANE eyaletinin merkezi olarak göstermekte ve bu fikri Lehman Haupt’da muhtemel görmektedir.

Arap kaynaklarında Harput ve yöresi HİNZİT, Ermeni kaynaklarında ise HANDZİT olarak geçmektedir. Arap kaynaklarında İranlılar’ın zapt ettikleri ZIATA CASTELLUM denilen yerin Harput’tan başka bir yer olmadığı, ZİYATA kalesine Araplar’ın HISN-I ZİYAT dedikleri, Ziyata’nın Ziyad’a benzetilmiş olduğu ve Castellumun’da Arapça kale manasına gelen HISN kelimesinin karşılığı olduğu muhakkaktır.

Harput bir zamanlar bu şekilde isimlendirilmiş ve Hısn-ı Ziyat ismi yakın asırlara kadar devam etmiştir. Bazı bilginler Hısn-ı Ziyat isminin yalnızca kaleye verildiği, şehre ise HARTABIRT denildiği ve Arapça’ya bu şekilde ve bazen de HATR-EL-BUYUT geçtiği ifade edilmektedir.

Harput’un Elazığ’a taşınmasıyla Elazığ’da oturan insanlar Harput’a “yukarı şehir” demeye başladılar.

Elazığ’ın Osmanlı Dönemindeki ilk adı Mezradır. Elazığ’ın Sultan AZİZ zamanında bayındırlaştığı ve buraya MAMURET’ÜL AZİZ yani “Aziz’in yaptırdığı kent” adı verilmektedir. Sonraları halkın ağzında daha kolay söylenebildiği için ELAZİZ olarak kullanılmıştır. 17 Kasım 1937′de ELAZİZ’e gelen Atatürk, şehrin adının ELAZIK olmasını istemiş; Atatürk’ün önerisi ve bakanlar kurulu kararı ile Elaziz, Elazık olarak değiştirilmiştir. Azık diyarı anlamına gelen bu kelime, söyleniş zorluğu nedeniyle 10 Aralık 1937′de bir bakanlar kurulu kararı ile bugünkü söyleniş şekliyle “ELAZIĞ” kabul edilmiştir.

 

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.