<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>harput23</title>
	<atom:link href="http://ahmetkamisli24.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ahmetkamisli24.wordpress.com</link>
	<description>HARPUT KÜLTÜRÜ</description>
	<lastBuildDate>Sun, 17 Jul 2011 17:50:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='ahmetkamisli24.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>harput23</title>
		<link>http://ahmetkamisli24.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://ahmetkamisli24.wordpress.com/osd.xml" title="harput23" />
	<atom:link rel='hub' href='http://ahmetkamisli24.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>ELAZIĞ’DA  TERÖR PROTESTO YÜRÜYÜŞÜ</title>
		<link>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2011/07/17/elazig%e2%80%99da-teror-protesto-yuruyusu/</link>
		<comments>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2011/07/17/elazig%e2%80%99da-teror-protesto-yuruyusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 17:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkamisli24</dc:creator>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR]]></category>
		<category><![CDATA[ELAZIĞ’DA TERÖR PROTESTO YÜRÜYÜŞÜ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetkamisli24.wordpress.com/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[ELAZIĞ’DA TERÖR PROTESTO YÜRÜYÜŞÜ Diyarbakır silvanda teröristlerce sehit edilen 13 mehehmetcik için Elazığda protesto yürüyüşü yapıldı. Cumartesi cünü saat 14 de başlayan yürüyüşe yaklaşık 10 bin kişi katıldı.Hürriyet caddesinde başlsyan yürüyüş ögretmen evi önünde şehitler için saygı duruşu ve istiklal marşı okundu.Sivil toplum örgütleri adına Serhat GÜL basın açıklaması yaptı”Son ocak sönmedikce Bayrak inmedikçe bizi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=111&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ELAZIĞ’DA  TERÖR PROTESTO YÜRÜYÜŞÜ</p>
<p>Diyarbakır silvanda teröristlerce sehit edilen 13 mehehmetcik için Elazığda protesto yürüyüşü yapıldı.<br />
         Cumartesi cünü saat 14 de başlayan yürüyüşe yaklaşık 10 bin kişi katıldı.Hürriyet caddesinde başlsyan yürüyüş ögretmen evi önünde şehitler için saygı duruşu ve istiklal marşı okundu.Sivil toplum örgütleri adına Serhat GÜL basın açıklaması yaptı”Son ocak sönmedikce Bayrak inmedikçe bizi bölmeye kimseninde gücü yetmeyecektir.birileri özerklik iddiasnda bulunsular.Bu ülke topraklarında dalgalanacak tek bayrak türk bayragıdır.sonsuza kadar dalgalanacaktır.şairin mısralarında dedigi gibi’boş lafa doyduk soyunuz söndümü hiç? Hiç evlat verdinizmi bagrınız yandımı hiç? Askerdeki olgunuz tabutla döndümü hiç? Acı çektinizmi yürekler yardıracak.Ya bu kanı durdurun ya bu millet durduracaktır.<br />
       Basın açıklamasının ardından  terörü kınayan sloganlar atıldı.Sloganlardan bir kısmı şöyle  mecliste PKK istemiyoruz.Uyan Türk evladı uyan uyan 30kupona alınmadı vatanŞehitler ölmez vatan bölünmez.Elazığ uyum a şehidine sahip çık. Yürüyüşün sona erdiği anons edilerek kalabalığın dağılması istendi gruptan ayrılan gençler  BDP il binasına yürüdüler  burada arbede çıktı polis binaya girmeyenleri önlemede zorluk çekince biber gazı  atarak binaya yürüyen gruba müdahale etti.       Gerginligin artması üzerine Elazığ Valisi Muammer EROL protestuculara ‘ Hepimizin yüregi 13 şedidimiz için yanıyor memleketimizin düzenini bozacak şeyler yapsak kimin istediği şeyler olacak şehit edenlerin ekmeklerine yağ sürmüş olacağız  terör taraftarlarının para veripte yaptırmaya çalıştıkları kargaşa çıkartmaktır. Birlik ve bütünlük te örnek olan Elazığ birlik ve beraberligini bozmayacaktır.Uyanık olalım dikkatli olalım’dedi. İzzetpaşa cami imamının şehitlerimizin ruhları için dua edip Fatiha okutmasının ardından terörü lanet eden vatandaşlar sessiz bir şekilde dagıldılar. </p>
<br />Filed under: <a href='http://ahmetkamisli24.wordpress.com/category/fikralar/kultur/'>KÜLTÜR</a> Tagged: <a href='http://ahmetkamisli24.wordpress.com/tag/elazig%e2%80%99da-teror-protesto-yuruyusu/'>ELAZIĞ’DA TERÖR PROTESTO YÜRÜYÜŞÜ</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/111/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=111&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" /><div class="sharedaddy sd-like-enabled"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2011/07/17/elazig%e2%80%99da-teror-protesto-yuruyusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3cb58a184bd662572a1ff92c82081050?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ahmetkamisli24</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ELAZIĞ’DA  TERÖRÜ PROTESTO YÜRÜYÜŞÜ</title>
		<link>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2011/07/17/elazig%e2%80%99da-terore-protesto-yuruyusu/</link>
		<comments>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2011/07/17/elazig%e2%80%99da-terore-protesto-yuruyusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 16:35:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkamisli24</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÖDEVLER]]></category>
		<category><![CDATA[Blogroll]]></category>
		<category><![CDATA[foto galeri]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[KİTAP ÖZETLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Elazığ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetkamisli24.wordpress.com/?p=104</guid>
		<description><![CDATA[ELAZIĞ’DA  TERÖRÜ  PROTESTO YÜRÜYÜŞÜ   Diyarbakır silvanda teröristlerce sehit edilen 13 mehehmetcik için Elazığda protesto yürüyüşü yapıldı.          Cumartesi cünü saat 14 de başlayan yürüyüşe yaklaşık 10 bin kişi katıldı.Hürriyet caddesinde başlsyan yürüyüş ögretmen evi önünde şehitler için saygı duruşu ve istiklal marşı okundu.Sivil toplum örgütleri adına Serhat GÜL basın açıklaması yaptı”Son ocak sönmedikce Bayrak [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=104&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;" align="center"><strong><em><a href="http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2011/07/17/elazig%e2%80%99da-terore-protesto-yuruyusu/#gallery-1-slideshow">Click to view slideshow.</a><span id="more-104"></span></em></strong></p>
<p align="center"><strong>ELAZIĞ’DA  TERÖRÜ  PROTESTO YÜRÜYÜŞÜ</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Diyarbakır silvanda teröristlerce sehit edilen 13 mehehmetcik için Elazığda protesto yürüyüşü yapıldı.</strong></p>
<h1>         Cumartesi cünü saat 14 de başlayan yürüyüşe yaklaşık 10 bin kişi katıldı.Hürriyet caddesinde başlsyan yürüyüş ögretmen evi önünde şehitler için saygı duruşu ve istiklal marşı okundu.Sivil toplum örgütleri adına Serhat GÜL basın açıklaması yaptı”Son ocak sönmedikce Bayrak inmedikçe bizi bölmeye kimseninde gücü yetmeyecektir.birileri özerklik iddiasnda bulunsular.Bu ülke topraklarında dalgalanacak tek bayrak türk bayragıdır.sonsuza kadar dalgalanacaktır.şairin mısralarında dedigi gibi’boş lafa doyduk soyunuz söndümü hiç? Hiç evlat verdinizmi bagrınız yandımı hiç? Askerdeki olgunuz tabutla döndümü hiç? Acı çektinizmi yürekler yardıracak.Ya bu kanı durdurun ya bu millet durduracaktır.</h1>
<h1>       Basın açıklamasının ardından  terörü kınayan sloganlar atıldı.Sloganlardan bir kısmı şöyle  mecliste PKK istemiyoruz.Uyan Türk evladı uyan uyan 30kupona alınmadı vatanŞehitler ölmez vatan bölünmez.Elazığ uyum a şehidine sahip çık. Yürüyüşün sona erdiği anons edilerek kalabalığın dağılması istendi gruptan ayrılan gençler  BDP il binasına yürüdüler  burada arbede çıktı polis binaya girmeyenleri önlemede zorluk çekince biber gazı  atarak binaya yürüyen gruba müdahale etti.       Gerginligin artması üzerine Elazığ Valisi Muammer EROL protestuculara ‘ Hepimizin yüregi 13 şedidimiz için yanıyor memleketimizin düzenini bozacak şeyler yapsak kimin istediği şeyler olacak şehit edenlerin ekmeklerine yağ sürmüş olacağız  terör taraftarlarının para veripte yaptırmaya çalıştıkları kargaşa çıkartmaktır. Birlik ve bütünlük te örnek olan Elazığ birlik ve beraberligini bozmayacaktır.Uyanık olalım dikkatli olalım’dedi. İzzetpaşa cami imamının şehitlerimizin ruhları için dua edip Fatiha okutmasının ardından terörü lanet eden vatandaşlar sessiz bir şekilde dagıldılar.</h1>
<p style="text-align:center;" align="center"><strong><em><!--more--></em></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p align="center"><strong><br />
</strong></p>
<p align="center"><span class="Apple-style-span" style="font-size:26px;font-weight:bold;"><a href="http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2011/07/17/elazig%e2%80%99da-terore-protesto-yuruyusu/img_0064/" rel="attachment wp-att-105"><img class="alignnone size-medium wp-image-105" title="Terör yürüyüşü Elszığ IMG_0064 " src="http://ahmetkamisli24.files.wordpress.com/2011/07/img_0064.jpg?w=266&#038;h=200" alt="" width="266" height="200" /></a></span></p>
<p align="center"><strong><br />
</strong></p>
<br />Filed under: <a href='http://ahmetkamisli24.wordpress.com/category/odevler/'>ÖDEVLER</a>, <a href='http://ahmetkamisli24.wordpress.com/category/blogroll/'>Blogroll</a>, <a href='http://ahmetkamisli24.wordpress.com/category/foto-galeri/'>foto galeri</a>, <a href='http://ahmetkamisli24.wordpress.com/category/haber/'>haber</a>, <a href='http://ahmetkamisli24.wordpress.com/category/kitap-ozetleri/'>KİTAP ÖZETLERİ</a> Tagged: <a href='http://ahmetkamisli24.wordpress.com/tag/elazig/'>Elazığ</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/104/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=104&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" /><div class="sharedaddy sd-like-enabled"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2011/07/17/elazig%e2%80%99da-terore-protesto-yuruyusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3cb58a184bd662572a1ff92c82081050?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ahmetkamisli24</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ahmetkamisli24.files.wordpress.com/2011/07/img_0064.jpg?w=266" medium="image">
			<media:title type="html">Terör yürüyüşü Elszığ IMG_0064 </media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>harput23</title>
		<link>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2010/12/17/araclar-%e2%80%b9-harput23-%e2%80%94-wordpress/</link>
		<comments>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2010/12/17/araclar-%e2%80%b9-harput23-%e2%80%94-wordpress/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Dec 2010 20:22:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkamisli24</dc:creator>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetkamisli24.wordpress.com/?p=90</guid>
		<description><![CDATA[ harput23  Elazığ Filed under: KÜLTÜR<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=90&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> harput23  Elazığ</p>
<br />Filed under: <a href='http://ahmetkamisli24.wordpress.com/category/fikralar/kultur/'>KÜLTÜR</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/90/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=90&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" /><div class="sharedaddy sd-like-enabled"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2010/12/17/araclar-%e2%80%b9-harput23-%e2%80%94-wordpress/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3cb58a184bd662572a1ff92c82081050?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ahmetkamisli24</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2010/06/11/79/</link>
		<comments>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2010/06/11/79/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 10:54:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkamisli24</dc:creator>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetkamisli24.wordpress.com/?p=79</guid>
		<description><![CDATA[Filed under: KÜLTÜR<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=79&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />Filed under: <a href='http://ahmetkamisli24.wordpress.com/category/fikralar/kultur/'>KÜLTÜR</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/79/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=79&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" /><div class="sharedaddy sd-like-enabled"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2010/06/11/79/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3cb58a184bd662572a1ff92c82081050?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ahmetkamisli24</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2010/04/30/70/</link>
		<comments>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2010/04/30/70/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Apr 2010 13:17:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkamisli24</dc:creator>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetkamisli24.wordpress.com/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[Abbas BAKIR     YAVRULAR ELAZIG  AŞAGI HOHLU Filed under: KÜLTÜR<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=70&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=NFBCKXY4jIY"> Abbas BAKIR     YAVRULAR</a> ELAZIG  AŞAGI HOHLU</p>
<br />Filed under: <a href='http://ahmetkamisli24.wordpress.com/category/fikralar/kultur/'>KÜLTÜR</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/70/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=70&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" /><div class="sharedaddy sd-like-enabled"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2010/04/30/70/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3cb58a184bd662572a1ff92c82081050?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ahmetkamisli24</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2010/04/30/esmaul-husna/</link>
		<comments>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2010/04/30/esmaul-husna/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Apr 2010 12:57:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkamisli24</dc:creator>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetkamisli24.wordpress.com/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[Filed under: KÜLTÜR<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=68&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11px;line-height:normal;"><br />
</span></p>
<br />Filed under: <a href='http://ahmetkamisli24.wordpress.com/category/fikralar/kultur/'>KÜLTÜR</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/68/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=68&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" /><div class="sharedaddy sd-like-enabled"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2010/04/30/esmaul-husna/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3cb58a184bd662572a1ff92c82081050?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ahmetkamisli24</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ÖDEVLER</title>
		<link>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/10/17/odevler/</link>
		<comments>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/10/17/odevler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Oct 2007 12:38:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkamisli24</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÖDEVLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/10/17/odevler/</guid>
		<description><![CDATA[SPOR TARİHİ         TARİH ÖNCESİ ÇAĞLARDA HAREKET İHTİYACI VE NEDENLERİ Bir yaşantı yöntemi olan beden kültürünün kökenlerinin binlerce yıl öncesi ilk insancıl canlıların kendi aralarında itişip kakışmalarından kaynaklandığını biliyoruz.Hareket , canlılığın tek belirtisi olduğu gibi vücut eğitiminin de önde gelen tek vasıtasıdır. O halde insan hayatı ile bu kadar sıkı bağlılığı olan beden kültürünün gelişimini [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=63&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#047800;font-family:Verdana;"></span></strong><strong><span style="color:#047800;font-family:Verdana;"></p>
<p align="center" style="text-align:center;margin:0;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">SPOR TARİHİ<span>  </span><span>   </span></font></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman"><span>  </span><span> </span>TARİH ÖNCESİ ÇAĞLARDA HAREKET İHTİYACI VE NEDENLERİ</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Bir yaşantı yöntemi olan beden kültürünün kökenlerinin binlerce yıl öncesi ilk insancıl canlıların kendi aralarında itişip kakışmalarından kaynaklandığını biliyoruz.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Hareket , canlılığın tek belirtisi olduğu gibi vücut eğitiminin de önde gelen tek vasıtasıdır. O halde insan hayatı ile bu kadar sıkı bağlılığı olan beden kültürünün gelişimini ilk insanlardan başlayarak araştırmak beden eğitimi ve spor tarihini gözler önüne serecek tek yoldur.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İlk insanın doğa güçlerine karşı tek başına yaşama savaşı verdiği tarih öncesi çağlarda beslenme, korunma, barınma, giyinme çabasına dönük iç güdüsel hareketlerini ve insanın doğaya hakim olmaya yüz tuttuğu dönemden itibaren başladığını gördüğümüz bilinçli hareketlerinin bir başlangıcı olarak saymamak da mümkün değildir.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Biz insanlık tarihinin başlangıcını doğa tarihinin başladığı dönemler değil, insanın doğaya hükmetme yani üretim yaparak doğa ile iş birliği içerisine girmeye başladığı dönem olarak kabul edebiliriz ki bu dönemde insan toplum yaşamına girmiş köy, kent kurmuş, doğaya karşı bir güç kazanmıştır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Tarihte ilk sporlar savunma ve saldırma gibi ölüm savaşının bedensel eylemlerinden türemiştir. İ.Ö 3000 yıllarında okçuluk-güreş artık spor olarak Mısır ve Sümer uygarlıklarında yapılmakta idi. Binicilik İ.Ö 4000 yıllarında orta Asya’da Türklerin atı evcilleştirmesine kadar gitmekle beraber ilk at sırtında adam heykelinin bulunuşu ile (İÖ 1400 Anadolu&#8217;da) yine Türklerde spor olarak yapıldığı görüyoruz.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Yüzme, kürek-yelken gibi su sporlarının Mısır ve Akdeniz uygarlıklarında başladığı saptanmıştır. İlk kanocuların Amerikan kızıl derililerin,kızak ve kayak sporunun kuzey Avrupa’da başlatıldığı Finlandiya’da Heniola yöresinde bulunan bir kızağın İÖ 6500 yılına ait olduğu saptanarak anlaşılmıştır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Demir çağına girildikten sonra takım sporlarının yaratıldığını görürüz. Yunan site devletlerinin yaşam tarzları ile ileride göreceğimiz gibi beden kültürünü eğitimin başlıca amacı haline getirmeleri ile yarışma sporunun doğuşu başlamıştır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İ.Ö 766 atletizm-cimnastik</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İ.Ö 704 güreş</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İ.Ö 686 boks</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İ.Ö 600 hentbol</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İ.Ö 478 hokey</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Ayrıca futbolun TEPÜK adı ile Türklerde, TCHU-CHU adı ile Çin’de HARPASTUM adı ile Roma’da EPİSKYROS adı ile yunanda oynatıldığı görülmektedir.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İÖ 700 lere kadar giden sürede dinsel törenlerde orta ve güney Amerika’da BASKETBOL sporunun yarış sporu olarak başlama tarihleri olarak kabul etmemiz mümkündür.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İnsanlık tarihinin geçmişinde kendisini emniyette hissettiği zamanlarda geçim ve yaşama kaygısından kısmen de olsa kurtulmanın güveni ile insan iç dünyasına yönelebilmiştir. Böylece aşk, sevgi, öfke, neşe, tasa, doğa, kuvvetlerine karşı korku, saygı, şükran , zafer şenlikleri gibi duyguları bugün adına dans dediğimiz hareketlerle ifade etmiştir. Buna tempo ve ritm için davul ve giderek çalgılar yani müzik eşlik etmiştir. Yine insanların ilk dönemlerden günümüze dek bir araya geldiklerinde kendilerince usul ve kurallarına bağladıkları şekilde adına oyun dediğimiz bir bedeni faaliyeti devam ettirdiklerini görüyoruz. Düşünülebilir ki zaman ilerleyip kültür seviyesi arttıkça bu oyunlarda da değişiklikler yapılabilir. Tam aksine aşırı bir tutuculukla hemen bütün toplumlarda ve her devirde aynı şekilde muhafaza edilerek yürütülmüştür.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Çağlar boyunca toplumların düşünce ve kültür kazanmaları ile orantılı olarak vücut kültürü dediğimiz hareketler olduğu insanlığın kazancına yönelik değişimlere uğramaktadır. Bundan sonraki bölümlerde bu anlayışı ve değişimleri daha detaylı olarak göreceğiz. Beden eğitiminin , insanın var oluşundan günümüze dek uygulama düşüncesinin nereden nereye geldiğini ve nasıl olması gereğini iyice kavrayabilmemiz , konumuzun insanlık tarihi içerisinde yaşadığı devreleri araştırıp anlamakla mümkün olacaktır. Beden eğitimini kendisine meslek edinmiş kişiler olarak amacın ve buna dayalı olarak uygulamanın ne olması gereğini kavrayıp benimsemek bakımından da tek yol bu olacaktır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman"><span>  </span></font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">ORTA VE ÖN ASYA UYGARLIKLARI </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Asya’da Vücut kültürünün türlü olaylarının etkisi ile pek belirli bir hal aldığı ya da unutulup gölgede kaldığı zamanlar olmasına karşın Avrupa&#8217;dan önce vücut kültürü alanında bir seviye geliştirdiği anlaşılmaktadır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Bütün ilkel toplumlarda olduğu gibi bu kültürün temeli inançlara ve ibadet formlarına dayanmakta olduğu görülmektedir. Asya’nın vücut kültürünü genelde ötekilerden ayıran özellik adı konmuş bir yarış karakterinin bulunmayışındandır. İlk çağların Yunan vücut kültürünü yarış fikri ile karakterize edilmesine karşılık Asya ülkelerinde sadece fayda prensibine dayanan yarışı kazanmaktan ziyade tabiatın görülür üstünlüğünü meta fizik güçlerle yenmek varoluşun bilincine varmak çabası içinde olduğu görülmektedir. Asya’nın vücut kültürünü ruhu yönetmeyi sağlayan bir ince sanat niteliği vardır. Buna rağmen Orta Asya halklarının vücut kültüründe de birbirine bakışta ayrılıklar göreceğiz.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Eski Türkler&#8217;in ilk çağlarda Asya&#8217;da kurmuş oldukları uygarlıkların gerçeğe dayanan tarihini tam ve bilimsel bir tarafsızlık içinde yansıtan araştırmalar çok sınırlıdır. Batılı araştırmacı ve tarihçilerin kasıtlı veya kasıtsız olarak Asya halklarını birbirine karıştıran incelemeleri ve uygarlıkların pek çok belirtilerini Türklerden başkasına maletme eğilimleri Türk uygarlığının insanlık tarihi içindeki yerine gölge düşürmekten uzak kalmamıştır. Eski Türk medeniyetleri hakkında ki kaynaklardan Çin belgeleri de kendileri için başarısız geçen savaşlardan dolayı olumlu yargıları yansıtmamaktadır. Bütün bunlara rağmen göç yolları boyunca kendileri ile birlikte gördükleri medeniyetleri önümüzde yapacağımız Asya, Ön Asya, Akdeniz uygarlıları ülkelerin tetkikinde Türklerin etkisini daha iyi bir şekilde açıklıkla göreceğiz.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Türklerin gittikleri yerlere götürdükleri ileri medeniyetleri tarım, madencilik, hayvan besleme gibi faaliyetlerine veya yerli halkın yaşantılarına kazandırdıkları yenilikler, ayrıca kendi geliştirdikleri özel yazıları ile bıraktıkları anıtları ile elimize kadar ulaşan Ergenekon, Manas, Oğuz, Kaan ve Gılgamış destanları gibi eserlerden uygar geçmişlerine tanık olmak imkanı elde edilmiştir.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İleride göreceğimiz bahislerde Türklerin yaptıkları spor türlerini neler olduğunun ayrı ayrı ve daha geniş ölçüler içerisinde inceleyeceğiz.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İRANLILAR: </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Türklerde yaşam ile son derece bağlantılı ve onun gereklerine göre kendiliğinden bir gelişme ve değişme gösteren yüksek seviyeli kültür Asya&#8217;da komşusu olan Çin ve Hint&#8217;te mistik bir görüşle ele alınırken İran’da beden kültürünün savaşa hazırlamak ve iyi bir ordu yetiştirmek yönünde benimsendiğini görüyoruz. İran&#8217;lıların diğer ülkeleri ele geçirmek istedikleri gençlik için planlı bir beden eğitimi uygulaması getirmiştir. İranda yalnızca bu amaçla gençlerin eğitilmesi, fizik gücün savaş amacı için geliştirilmesine yöneltilmiştir. Tarihi Herodat&#8217;ın anlattığına göre İran&#8217;lılar oğullarına beş yaşına kadar ata binmek, ok atmak ve doğru söylemek gibi üç önemli beceri ve erdemi öğretmeğe çalışmışlardır. İranlılar atla ilgili binicilik oyunlarını Türklerde olduğu gibi Çevkan adı ile uygulamışlardır.Bu oyun İran&#8217;ın sanat ve edebiyatına büyük ölçüde etki yapmış, güzel minyatürlerin ve kahramanlık destanlarının ilham kaynağı olmuştur.Türklerin bu tipik binicilik oyunu İranlılar tarafından yaygın hale getirilmiş yeni çağa giriş döneminden sonra Doğu&#8217;da ve Batı&#8217;da pola adı ile düzenli olarak oynanan bir oyun haline gelmiştir. Oyunu en son orjinaline uygun olarak İngilizler Hindistan&#8217;dan Batıya aktarmışlardır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">ÇİNLİLER: </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Çin beden eğitiminde en eski uygulamacı ülkelerden birisidir. Doğunun vücut kültürü alanındaki etkisini devamlı bilen ülkede Çin&#8217;dir.Bu etkiyi Hindistan&#8217;dan Pasifik Adalarına kadar görmek mümkündür. Bunlardan Hint&#8217;le, Çin&#8217;in etkilerini birbirinden ayırmak son derece güçtür. Nedeni ikisinde de vücut kültürünün din adamalarının elinde ve başlangıçta tedavi cimnastiği olarak ele almış olmalarındandır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Binlerce yıl için vücut kültürüne adını Çin Heksu denilen Kong-Fu sistemi hakim olmuştur. Bu sistemde her hareket isimlendirilmiştir. İlkel karakter taşır. Taoizim Rahiplerinin elinde şekil bulmuştur. Bu sistem de din adamlarının hijyenik amaçlara yönelik esaslar kurdukları bir gerçektir.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Kung-Fu&#8217; da baş, kol, bacak, gövde hareketlerinin başlangıç duruşlarında solunum ağız ve burun yoluyla mekanik olarak yavaş, hızla, kesik, sürekli, sert, yumuşak gibi değişiklikleri ile sistem içinde yapılan hareketler TAO dini rahipleri tarafından detaylarına kadar inilmiş bir tedavi metodu ve her hastalığa göre ilaç yerine geçecek hareket reçeteleri düzenlemeğe yarayan bir kaynak niteliğini taşımıştır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Kung-Fu Çin&#8217;de diğer cimnastik hareketlerini teşkil etmiştir.Amaç ruh ve vücudun her türlü huzursuzluklarından ve hastalıklardan arındırılması ve tedavi niteliği taşımaktadır.Sistemin İ.Ö.3000 yıllarında yaşayan HUANG-Tİ&#8217; ye ait olması kabullenilmektedir. Bu sistem halkın günlük çalışmalarında, okul programlarında devam ettirilmektedir.Bir başka sistemleri de zayıflara ve yaşlılara uygulanan yorucu olmayan masajla ilgili değişik yöntemleri olan SIAO-LEO dedikleri yöntemdir. Kong-Fu 18 esas hareketten üretilmiştir. Belli başlı niteliği hareketlilik ve parolası da &#8221; FİKRİNİ SAKİN VE UYANIK, VÜCUDUNU DİNÇ VE GÜÇLÜ TUT. TANRININ YÜKSEK İDAELİNE ULAŞMAK VE SAĞLAM BİR VÜCUTLA GEREKLİ ENERJİYİ ELDE ETMEK SUKÜNETLE MÜMKÜNDÜR.KENDİNİ AŞIRI YORGUNLUK VE TEMBELLİKTEN KORUN Kİ KASLARIN AKTİF VE UYANIK DAİMA ZENGİN VE YÜCE KALSIN, BÖYLECE DE ZAYIFLIK HİSSETMEYESİN&#8221; Telkinine dayanmaktadır. Genelde Çin&#8217;de eğitimin unsurlarını altı güzel ve ince sanat dalı teşkil etmiştir.( Müzik, Aritmetik, Edebiyat, Dans, Eskrim ve Araba sürmek ) HUANG-Tİ bunlara ayak topu oyununu avı, güreşi, ok atmayı eklemiştir. Çin yabancı beden faaliyetlerinden kendisine yararlı gördüklerini alarak benimsetmiştir.Daha sonraları İ.S. 1122-249 yılları arasında ok atma ve ata binmenin önem kazandığı görülmüştür.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">OK ATMA:</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Felsefe ve edebiyat bilimlerinin sporu olarak benimsenmiştir. Kibar ve ince yaşayış tarzı olanların sporu gözü ile bakılmıştır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Ok atma kendi kendine eğitmenin bir aracı olarak kabul edilmiştir. ayrıca oku havada uçarken elde tutmak gibi üstün refleksi ve dikkat isteyen bir değişik alıştırma şeklinde uygulanmıştır. Konfiçyüs İ.Ö. 551-479 mükemmel bir ok atıcı olarak üne sahiptir. Başarılı bir ok atıcı her halde erdemli bir insandır sözünün sahibidir.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">BİNİCİLİK:</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">TSCHU-ÇU sülalesi zamanından itibaren uygulanmış ve yasa ile zorunlu hale getirilmiş faaliyetti. Türk Asıllı İmparator HİAO&#8217;nun (İ.Ö. 900) çok mükemmel bir at ustası olduğu Çin yazılarında belirtilmiştir.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">GÜREŞ:</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Çin&#8217;de en eski spor türü olarak bilinen bir spordur. Türk&#8217;lerin ve Moğol&#8217;ların güreşleri ile benzerlikleri vardır. Vurma, tekme atma, can acıtma gibi aşırı girişimler yasaktı. Yere fırlatılan güreşi kaybederdi. Güreş yasal bir zorunluk haline sokulduktan itibaren maskeli güreşler akrobatik bir görünüm kazanmıştır. İ.S.6&#8242;ncı yüzyıldan itibaren yılın 1. ve 7. ayının 15. günleri tüm Çin şehirlerinde resmi güreş turnuvası günü olarak kabul edilmiştir.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">AYAK TOPU OYUNU:</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">HUANG-Tİ devrinde askeri talimlerde oynatıldığı bilinmektedir. Taktik, teknik kurallara bağlamış 70 değişik vuruş şekli ve hataların neler olduğu tespit edilmiş ve öğretilmiştir. İ.Ö.206-İ.S.200 HAN sülalesi devrinde 25 bölümden ibaret bir futbol el kitabı bile yazılmıştır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İ.Ö.3. Yüzyılda BUNG-WAN adıyla bu günkü golfe benziyen bir oyunda oynanmıştır. Pola oyunu da Türklerle ilişkilerinin iyi olduğu devirlerde Türklerden sağladıkları cins atlarla saray çevrelerinde oynanmış, kadınların da oyuna katıldıkları görülmüştür.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Çin&#8217;de bunları dışında Ağırlık kaldırma,Halat çekme,Akrobasi ve kürek çekme faaliyetşeri de yapılmaktaydı.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">HİNTLİLER: </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İ.Ö.2000 Yıllarında Ari Irkın bir kolu daha önce geldikleri Kuzey Batı Asya&#8217;dan ( İran ve Afganistan üzerinden ) Hint sınırlarını aşmak suretiyle Hindus vadilerine inmişler yerli halkla uzun bir mücadele sonunda tüm ülkeye sahip olmuşlardır. Asya&#8217;lılar Avrupa asıllı istilacılardır. Hintlilerin şehir kültürünü yıkmış kendi plan esaslarına dayanan köy sistemlerini getirmişlerdir.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Başlangıçta dans ve pola sporları önemli yer işgal etmiş sonraları yoga hakim olmuştur. Dini bağlılık onu beden dışı ruhi düşünceye itmiştir. Bu bakımdan yogada ruh vücut ve duygular egzersizlere tabi tutulmuştur.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Bu bir nevi ruh disiplini tekniğidir. Yoga vücudun iç ve dış temizliğini hoş görürlü soğuk ve sıcağın en aşırı değişikliklerine dayanıklılığı uzun süreler eziyetli pozisyonlarda sabırla beklemeyi (Acıya rağmen) ölüm sessizliğine kayıtsız şartsız inanmayı, namuslu olmayı şart koşmuştur. Barış severlik, şereflilik, yumuşak huyluluk ve kanaatkarlık gibi erdemlerini ön görür.Güreş, sopa eskirimi, ok atma gibi dünyasal, spor dallarına da rastlanır. Hintlileri etkisi altına alan Bud&#8217;a M.Ö.550-480&#8242;de yaşamıştır. Hint vücut kültürünü öteki dünyaya duyulan kuvvetli arzunun bir belirtisi, cenneti daha yaşarken elde etmenin, ebedi barış ve kurtuluşa ulaşmanın yolu olmak niteliğini günümüze kadar taşımıştır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">ÖN ASYA MEDENİYETLERİ: </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">SÜMERLER: </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İ.Ö. 5000 yıllarında Orta Asya&#8217;dan göçlerle Aşağı Mezapotamya&#8217;ya gelip yerleşen Sümerler Ön Asya’da ilk uygarlığı kuranlardır. Sümerler Orta Asya kökenli Türkler de gördüğümüz tüm kültüre sahip bir halk olarak tanınmışlardır. At ve atla ilgili sporların çok eski çağlarda uygulandığını gösteren ilk sanat belgesini Sümerler bırakmışlardır. Bu belgeye göre Bakırdan yapılmış iki tekerlekli dört koşumlu ve sürücünün ayakta durmasına yarayan bir platformu bulunan yarış arabası modeli İ.Ö.4000 yıllarında atlara çektirilen tekerlekli arabanın varlığını ve Türk&#8217;ler tarafından binildiğini göstermektedir. Yine günümüze kadar gelen belgelerden anlaşıldığına göre Sümer&#8217;ler eski bir güreş türünde de başarılı idiler. İ.Ö.2600 yıllarına ait bir tapınağın kazılarında ele geçen bronz bir eserde iki çıplak atletin karşılıklı olarak birbirlerini kisbetlerinden tuttukları ve yenişmeye çalıştıkları açıkça görülmektedir. Sümerlerin ulusal kahramanı GILGAMIŞ ile ilgili İ.Ö.2000 yıllarında Sümerce olarak yazılan destanın orjinali ele geçmiş bulunmaktadır. Gılgamış Uruk sitesinin mitolojik Kralı Arslan Avcısıdır. Sümer&#8217;lerden elimize geçen eserlerde Gılgamış&#8217;ın eli ile arslanı öldürdüğünü tasfir eden kabartmaları görülmektedir. Sümer &#8216; lerAsur ve Babillilere yenildikleri İ.Ö.2000 yıllarına kadar egemenliklerini aşağı Mezapotamya&#8217;da sürdürmüşlerdir.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">ASUR VE BABİLLİLER: </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Güneyden gelerek Yukarı Mezapotamya&#8217;da hüküm siren Sami kavimlerinden Asur ve Babilliler Sümer egemenliğine son verdikten sonra (İ.Ö.2000) uygarlıklarını iyice kökleştirmişlerdir. Paralı savaşçı bir sınıf devamlı beslenirdi. Bu savaşçıların yetişmelerinde vücut kültürüne büyük önem verilmiştir.Okçular uzak mesafelerden atış talimleriyle, Suvarilerin araba sürücülerinin, mızrakçı ve sapancıların kendi branşlarında alıştırmalarla meşgul oldukları anlaşılmaktadır. Kral ve yönetici sınıflara mensup olanların halk üzerindeki etkilerinin üstün fizik gücü ile orantılı olarak tehlikeli avlara ve savaşlara bizzat katılmışlardır. Genelde avcılığın sportif anlam taşımaktan çok savaş için beceri kazanmak amacı ile yapıldığı, arslan ve kaplan avcılığının krallar için tehlikeli, ancak kaçınılmaz bir spor niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Savaşçı bir kavim olan Asur&#8217;larda boks ve güreşin varlığına kanıt olacak belgeler vardır. Şişirilmiş tulumlarla yüzmeyi çok iyi başardıkları Asur kabartmaların dan görülmektedir. Asur, Babil, vücut kültürünü daha çok av ve savaş gibi pratik fayda amaçlarında yönelen genellikle soylu sınıfın ve savaşçıların bu maksatla eğitilmesini sağlayan sınırlı bir kültür olarak nitelemek gerekir.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">ETİLER: </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">İki önemli kıtayı birbirine bağlayan köprü niteliğinde insanlık tarihinin tüm safhalarında gelip geçen ve yerleşen pek çok uygarlıklara zemin olan Anadolu toprakları üzerinde İ.Ö.4000 yıllarında orta Asya&#8217;dan göçen hatta Türk olduklarından bahsedilen Etiler Anadolu&#8217;nun büyük bir kısmını İ.Ö.1400 yıllarında tamamen ellerine geçirerek uygarlıklarını geliştirmişlerdir.Hükümet merkezleri Kızılırmak yakınında Hattuşaş bugünkü Boğazköy idi.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Savaşçı uygarlıklarında görülen savaş arabaları Etiler’de de görülmektedir. Savaş arabasında da bir sürücü, bir savaşçı, bir de kalkancı olmak üzere üç kişi bulunurdu. Bu arabalar yalnız savaş için değil savaşa hazırlık alıştırması için yarış arabası olarak da kullanılırdı Etiler Güneş Tanrısı Teşup&#8217;un şerefine düzenledikleri şenliklerde iki tekerlekli araba ile yarışır birinci gelenin başına Eti kızları tarafından tapınakta kutsallaşmış biradan dökülür, üzerlerine çiçekler serpilir, şarkılar söylenirdi. Bu şenliklerde güreşler, kılıç oyunları at yarışları da yapılırdı. İ.Ö.1360 yıllarında Eti Krallarından TİKKULİ&#8217;nin seyisbaşısı tarafından bir atçalık antrenman kitabı yazılmış ve Boğazköydeki kazılarda bulunmuştur. Bu kitapta modern bir antrenman kitabında raslanmayacak kadar mükemmel usüller bütün ayrıntıları ile dile getirilmiştir. Yedi aylık antrenman süreleri içinde atın hergünki koşu mesafeleri, adım türleri , tımarı,yemlenmesi ve banyosu en ince ayrıntılarına kadar açıklanmaktadır. Etiler at ve araba yarışları yanında yüzme, eskrim, atıcılık gibi faaliyetlerde de bulunmuşlardır.Vücut kültürüne önem vermelerinin nedenleri ferdleri savaş için üstün güçte yetiştirme düşüncesine dayanmaktadır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">MISIRLILAR: </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Nehir uygarlıklarının en eski ve tipik örneklerinden birisidir.Tarihi geçmişi İ.Ö.3500 yıllarına kadar varan Mısır&#8217;lıların günümüze bıraktıkları yazılı belgeler çok azdır.Ancak Tapınaklarında ve mezarlarında ele geçen emsalsiz rölyefler, freksler mezarlarda bulunan çeşitli araç ve gereçler ve diğer kalıntı buluntular ve hiyeroglif metinler vücut kültürü bakımından geniş kaynak teşkil etmektedir. Mısırlıların ölülerinin mezarları Mısır Tarihinin aydınlatılmasını sağlamıştır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Eski Yunan&#8217;lıların batı anlamında güzellik kavramının ölçülerinin yaratmalarında çok önce Mısır&#8217;da vücut kültürü bakımından üstün seviyeli bir kültürün varlığı bu kalıntılardan kesinlikle anlaşılmıştır. Mezar odalarında bulunan renkleri solmamış resimler aşağı yukarı 1500 yıllık bir zaman kesimini canlandırmaktadır.Bu resimler ve diğer buluntular Mısır&#8217;da vücut kültürünü teşkil eden faaliyetler arasında bugünkü anlamı ile cimnastik hareketlerinin, oyunların, boks, güreş, eskrim gibi mücadele sporlarının su ile ilgili alıştırmaların ve dansın varlığını ortaya çıkarmıştır.İ.Ö. 2650 &#8211; 2400 yılları arasında Ptah-Hotep&#8217;in mezarında ve Sakara adı verilen yerdeki Mereruka mezarındaki resimler arasında bacak, kas ve bandların esnetme hareketleri görülmektedir. Eski Mısır cimnastiğinde gövdenin eşli ve eşsiz olarak yapılan bütün hareketlerine özellikle esnetmelerine yer verildiği, yüzü koyun yay, köprü, ters köprü, el ve baş üstü dikey duruşa kakma ve köprüye düşmeye varıncaya kadar hareketleri bütün safhaları ile canlandıran resimleri bugünkü teknikten ayırt etmeğe imkan yoktur. Mısırlılar eğlenceli gurup hareketleri denilen alıştırmalara da yer vermişlerdir. Eşli dayanma, itme alıştırmaları, yürüyen eşler üzerinde sırtta denge, uçan balık, dayanmalı ters perende ve Hint cimnastiğinde görülen baş üzerinde dik durma türünden hareketleri canlandıran resimler izlenmektedir. Resimlerin bazılarında top oyunlarına da rastlanmaktadır. 7.5 cm. çapında deriden veya sık dokunmuş ketenden yapılmış zikzak dikişlerle dikilmiş içleri kepek, yosun kurusu gibi maddelerle doldurulmuş toplar Kahire, Berlin ve Londra Müzelerinde saklanmaktadır. Mısırlıların küçük , büyük çemberlerle hareketler yaptıkları da görülmüştür. Küçük çemberler ve ucu kıvrık sopalarla bugünkü hokeye benzer oyun da oynanmıştır. Mısırlılarda koşuda önemli bir yer tutmuştur.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">Sopa ile eskrim Mısır&#8217;ın tarihi boyunca izlenen bir faaliyettir.Mezarlarda bulunan resimlerin büyük bir kısmı güreşle ilgilidir. Bu resimlerde sistematik bir vücut kültürü ile yarışma halindeki kuvvet denemeleri arasında bir denge göze çarpmaktadır. İ.Ö.2000 yıllarından kalan Benihasan mezarlarında bulunan sayısız ve emsalsiz güreş figürleri aynı canlılığını koruyarak günümüze kadar gelmiştir.400 kadar figür vardır. Biri kırmızı diğeri koyu ten rengine boyanmış güreşçi bir çiftin izlenebilen resimleri bugünkü serbest güreşin bir metod kitabı niteliği ile büyük bir değer taşımaktadır. Bu resimlerde Mısır güreşinin bütün ayrıntılarını güreşçilerin giyimleri, meydana gelişleri, birbirlerini kovalamaları, el ense yoklamaları, denge bozan türlü oyunları, çelmeleri, bacaklara dalmaları, saltonları, kafa kol kapmaları, kravat, köprü gibi oyunları izlemek mümkün olmaktadır. İ.Ö.1400 yıllarında boks&#8217;unda Mısırlılarca bilindiği anlaşılmıştır.Ağırlık kaldırma alıştırmalarının yapıldığı da anlaşılmaktadır. Yüzme, kürek çekme gibi sporların nehir boyunca yapıldığı ayrıca kayık üzerinde ellerindeki uzun sırıklarla birbirlerini suya düşürmek ve rakiplerin kayıklarını ele geçirmek için mücadele ettiklerini gösteren resimlerle bu faaliyetin yaygın bir halk eğlencesi olduğunu anlatmaktadır. Dansında son derece gelişmiş bir sanat seviyesini gösteren belgeler vardır. Mısır rahiplerinin güneşi temsil eden tapınağın etrafında güneş sisteminin hareketlerini sembolize eden çok estetik figürlerle dolu bir dansı müzik eşliğinde yaptıkları anlatılmaktadır. İleri seviyede vücut kültürü olmasına karşın yarışma fikrinin bulunmadığı, Yunanlılarda gördüğümüz olimpiyaya benzeyen bir örgütün bulunmadığı anlaşılmaktadır.</font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000" face="Times New Roman"> </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;"><font color="#000000"></font><font face="Times New Roman">YAHUDİLER: </font></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;font-family:'Times New Roman';"><font color="#000000">Yahudiler&#8217;de vücut kültürü din ve savaş bağıntılı bir gelişme gösterir. Tarihleri göçebelikle dolu bir kavimdirler. Binicilik ve silah kullanmayı hayati bir zorunlulukla uyguladıkları görülür. Ağırlık kaldırımı, taş fırlatma, ok atma, yüzme uzun mesafe koşucuları, güreş ve dansın eğitim aracı olarak kullanıldığını görmekteyiz.Ağır taşları diz, bel, göz, beş, beş üstüne kadar kaldırma, çalışma ve yarışmaları, sapan denilen kıl Kenevir veya hayvan sinirlerinden yapılmış urganlarla ortasına koydukları bir taşı baş üzerine hızla çevirip bir ucunu bırakmak suretiyle taşı uzağa atma ve hedefe isabet ettirme çalışmaları, zevkle yaptıkları koşular, ok atmalar, kutsal kitaplarına girecek kadar önem taşımıştır. Resmi haberlerin stafet yarışmasında olduğu gibi elden ele koşarak taşındığı yarış arabalarının önünde koşan meslek atletlerinin varlığını görüyorsunuz. Bütün bunlar haberleri çabuk iletmek ve hemen düşmana karşı toparlanmak zorunluluğundan doğan alıştırmalardır. Yüzme de çok sevilmekteydi</font></span></strong></p>
<p></span></strong><strong><span style="color:#047800;font-family:Verdana;">Refleksoloji</span></strong></p>
<table border="0" width="100%" cellPadding="0" cellSpacing="0" style="width:100%;" class="MsoNormalTable">
<tr>
<td style="background-color:transparent;border:#ece9d8;padding:0.75pt;"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;"> </span></td>
</tr>
</table>
<p><span style="display:none;font-size:9pt;color:#414141;font-family:Verdana;"></span></p>
<table border="0" width="100%" cellPadding="0" style="width:100%;" class="MsoNormalTable">
<tr>
<td style="background-color:transparent;border:#ece9d8;padding:1.5pt;"><strong><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">Refleksoloji nedir? </span></strong><strong><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"><br />
</span></strong><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">Tıbbi sözlüklere göre &#8220;refleks&#8221; kelimesi dış etkilere bağlı olmak üzere istemsiz kas kasılması olarak tanımlansa da &#8220;refleks&#8221; kelimesi, bu terapinin içeriğinde, bütün organizmanın, kafanın, boynun ve gövdenin küçük bir ekran gibi görülen ayakta yansıması anlamına gelir. Refleksoloji, ayaklarda, bedenin tüm bölgelerine, organlarına ve sistemlerine karşılık gelen refleks noktalarına, el ve parmaklarla uygulanan bir baskı tekniğidir. Bu yöntemle bedenin kendi kendini tedavi etme mekanizması harekete geçirilir ve bedende fizyolojik bir rahatlama sağlanır. </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">Son yıllarda hastalıkların büyük bir çoğunluğu strese bağlı olarak doğar. Korku, üzüntü, endişe ve benzeri olumsuz duygu ve düşünceler bedende dengesizlikler yaratır ki dengesini yitirmiş beden verimli çalışaması söz konusu olmaz. İnsan bedeninin verimli çalışması için enerji akımının kesintisiz olması gerekir, refleksoloji de ayak noktalarına uygulanan basınçla, o noktalarla bağlantılı olan çeşitli guddeler, organlar ve hücrelerde ve sonuçta tüm bedende, serbest enerji akışı sağlanılamayı amaçlar. </span><strong><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">Refleksoloji&#8217;nin Tarihi</span></strong><strong><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"><br />
</span></strong><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">Refleksoloji, Çin&#8217;de akupunkturun geliştiği zamanlarda doğmuş olmasına rağmen,  bu yüzyılın başına kadar pek bilinmiyordu. Amerikalı Dr.William H. Fitzgerald tarafından yeniden gündeme gelen Refleksoloji&#8217;de günümüzde bir tür tedavi töntemi olarak uygulanmaya başlandı. Fitzgerald, çalışmaları sırasında bedeni, ayakta bulunan bazı basınç noktalarını kullanarak tedavi etme ihtimali üzerinde durdu. M.Ö 3000 yıllarında Çinlilerin yaptığı gibi buna &#8220;Bölge Terapisi&#8221; adını verdi ve bunu akupunkturla beraber kullandı. Vücudun bazı bölgelerine sıkıca bastırarak veya masaj yaparak oldukça uzakta olan diğer bölgelerinde etki oluşturabileceğini keşfetti. Fitzgerald geliştirdiği bu teknikleri ilgilenen kişilere öğretti ki Fitzgerald&#8217;ın öğrettiklerini 1930&#8242;larda geliştirip yalnızca ayak bölgesinde yoğunlaştıran da masöz Eunice Ingham&#8217;dır. Eunice Ingham ayağı inceleyerek, ayakta hassas bir nokta bulduğunda bu noktayı vücut anatomisi ile eşleştirerek, ayaktaki alanların vücut organlarıyla olan ilişkisinin haritasını çıkartmıştır. Sonunda ayaklar üzerinde tüm vücudun haritasını oluşturdu ki bu yöntem hala kullanılıyor.<strong><span style="font-family:Verdana;">Nasıl Uygulanır? </span></strong><strong><br />
</strong>Hastadan rahat bir yatağa ayakları çıplak olarak yatması istenir. Refleksolog, ayaklara dokunarak, hangi organın hastalık tarafından etkilendiğini teşhis eder. Bir refeksolog, ayağı, içinde varolduğuna inanılan kristalleri bulana kadar dokunmaya devam eder. Tedavi, başparmak ya da başka bir parmağın kenarıyla basınç uygulanarak saat yönünde döndürülmesinden oluşur. Bir veya bir kaç tedavi seansından sonra belli refleks noktalarındaki acılar, zaman içinde vücudun kendi iyileştirme kuvvetleri fizyolojik dengesizliği giderdikçe ortadan kalkar. Refleksoloji uygulayan kişi, anatomi ve fizyoloji bilgisine sahip olmalı, hastalıkları da tanımalıdır. Reflekslere verilen tepkileri yorumlamak ciddi bir eğitim ve uzmanlaşma gerektirir. <strong><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">Nerelerde Kullanılır? </span></strong><strong><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"><br />
</span></strong><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">Refleksoloji, akupunktur gibi fonksiyonel hastalıklarda başarılıdır. Bir enfeksiyonu iyileştirmesi olası değildir ve fıtık, bağırsak düğümlenmesi veya kırık bacak gibi yapısal bozukluklar için yapabileceği hiçbir şey yoktur. Zihinsel ve bedensel stresi azalttığı bilinmektedir. Kas gerginliğini azaltıp, lenf ve kan dolaşımını yükselttiği için rahatlatıcı olabilir. Bedenden toksinlerin atılmasını sağlar. Kabızlık, astım, stres, mesane hastalıkları, başağrıları, böbrek ve safra taşları gibi hastalıklar da etkili olduğu düşünülmektedir. </span></span></td>
</tr>
</table>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/63/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=63&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" /><div class="sharedaddy sd-like-enabled"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/10/17/odevler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3cb58a184bd662572a1ff92c82081050?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ahmetkamisli24</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ELAZIĞ EFSANELERİ</title>
		<link>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/27/elazig-depremi-ve-kecinin-kuyrugu/</link>
		<comments>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/27/elazig-depremi-ve-kecinin-kuyrugu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Dec 1969 17:59:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkamisli24</dc:creator>
				<category><![CDATA[fıkralar]]></category>
		<category><![CDATA[haber.spor.]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/27/elazig-depremi-ve-kecinin-kuyrugu/</guid>
		<description><![CDATA[           ELAZIĞ EFSANELERİ Çayda Çıra Efsanesi Elazığ halkoyunlarının incisi çayda çıra oyunu elde tabaklara konan mumlarla karanlık bir mekanda başlanarak oynanır. Elazığ’ın ulusal ve uluslararası tanıtımında büyük rolü ve adeta simgesi olan bu halkoyunun doğuşu hakkında çeşitli efsaneler anlatılır. Bu efsanelerden en yaygını şöyledir: Uluovayı ortadan ayıran Haringit çayının kıyısında kurulu bir köyde düğün vardır. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=33&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span>     </span></font></p>
<p><font face="Times New Roman"><span>   </span></font><font face="Times New Roman"><span></span></font><font face="Times New Roman"><span></p>
<h2><span> </span><a href="http://gazetemteknoloji.wordpress.com/2007/04/16/elazig-efsaneleri/" title="Kalıcı Bağlantı, ELAZIĞ EFSANELERİ">ELAZIĞ EFSANELERİ</a></h2>
<p>Çayda Çıra Efsanesi<br />
Elazığ halkoyunlarının incisi çayda çıra oyunu elde tabaklara konan mumlarla karanlık bir mekanda başlanarak oynanır. Elazığ’ın ulusal ve uluslararası tanıtımında büyük rolü ve adeta simgesi olan bu halkoyunun doğuşu hakkında çeşitli efsaneler anlatılır. Bu efsanelerden en yaygını şöyledir:</p>
<p>Uluovayı ortadan ayıran Haringit çayının kıyısında kurulu bir köyde düğün vardır. Bu köyün ileri gelenlerinden birinin oğlu evlenmektedir. Yenilir, içilir, günlerce eğlenilir. Artık düğünün son gecesidir. Eğlence olanca coşkusu ve güzelliği ile devam etmektedir. Aniden ay tutulur. Bu olay pek hayra yorumlanmaz. Düğüne katılanlar bunu uğursuzluk olarak yorumlarlar. Davetliler tedirgin olurlar. Düğünün neşesi kaçar, coşkusu donar.Damadın annesi Pembe hatun buduruma çok üzülür. Ne kadar mum varsa köyde toplatır, tabaklara dizer ve orada bulunanların ellerine tutuşturur. Kendisi de başa geçerek mumların ışığında oynamaya başlar. Çalgıcılar hemen bu oyuna uygun müzik bulurlar. Davetliler coşar eğlence devam eder. Böylece çayda çıra oyunu ve melodisi ortaya çıkar.</p>
<p>ARAP BABA EFSANESİ :<br />
Harput’ta Alaca mescidin sol tarafından bir iki metre aşağı indikten sonra kayalar üzerinde küçük bir kapı görülür. Bu Arap baba türbesinin kapısıdır.Türbe dikdörtgen şeklindedir.Zeminin tam ortasında yeşil kumaşla örtülü tahtadan bir sandukça içerisinde Arap babanın cesedi bulunur. Cesedin başı yoktur. Sonradan buraya kesik bir baş konmuşsada kesik başın cesetle hiç bir ilgisinin olmadığı görülür. Bütün uzuvlarıyla olduğu gibi varlığını sürdüren cesedin göğüs ve karnı nisbeten çökmüş, özellikle el ve ayakları tırnaklarına varıncaya kadar şaşılacak bir biçimde sağlamdır. Cesedin uzun zaman mumyalanmış olduğu ifade edilmişsede bu konuda yapılan çalışmalarda sağlıklı bir sonuca varılamamıştır.<br />
Arap Baba hakkında pek çok efsane anlatılır. Bunlardan en fazla söyleneni şöyledir. Harput ve yöresinde bir yıl yağmur yağmaz. Kuraklık ardından kıtlık kapıya dayanır. Halk perişandır. Alacalı mescidin yakınındaki bir evde Selvi adlı yaşlı bir kadın rüyasında Arap babanın başı kesilipte bir dereye atılırsa yağmur yağacağını görür. Yaşlı kadın önceleri buna pek bir anlam vermez. Ancak aynı rüyayı üç gece üst üste görünce karar verir ve bir gece Arap babanın cesedinin başını gövdesinden ayırır. Kesik başı dereye atar. Gerçektende yağmur yağmaya başlar. Ama ne yağmur… Yağmur değil adeta tufan. Dereler coşar, her yanı sel basar bir türlü dinmek bilmez. Yağmuru dört gözle bekleyen insanlar bu seferde bu felaket karşısında muzdarip olurlar. Selvi kadın rüyasında Arap babanın kesilen başı yerine konulursa yağmurun dineceğini görür. Arar,bir kesik baş bulur, yerine koyar yağmur durur.<br />
Harputlular bu olay üzerine Selvi kadının korkunç bir hastalığa yakalanarak günlerce ızdırap çektiğini sonrada öldüğünü söylerler.</p>
<p>HARPUT KALESİ (SÜT KALESİ) EFSANESİ<br />
Harput kalesinin bir adıda Süt kalesidir. Bu kaleye süt kalesi denmesinin ilginç bir hikayesi vardır. Kalenin temelleri atılır. Kale duvarları yükselmeye başlar. Ancak o yıl başlayan su kıtlığına bir çare bulunmaz. Aynı yıl bu su kıtlığının aksine hayvanların sütleri oldukça boldur. Zamanın hükümdarı emir verir. Harç için süt kullanılıcaktır. Hayvanlar sağılır. Harç süt ile karılır, kale tamamlanır.<br />
Diğer bir efsaneye göre ise kalenin pek çok dehlizi vardır. Bu dehlizlerden birinde güzellerden bir kız yaşarmış. Ancak büyülü olduğundan sürekli kendisi için yaptırılan bir altın köşkte uyumaktaymış. Yanlız her yıl bir kez uyanır. ‘’süt kalesi yıkıldı mı? Katırlar kuzuladı mı ? Dere hamamının yerinde yeller esiyor mu ?Diye sorar, sonra yeniden uykuya dalarmış. Eğer bu sayılanlar gerçekleşirse Harput yıkılacak, kıyamet kopacakmış. Bazı kişilerin bu kızın sesini duyduğunu da kulaktan kulağa söylenir.</p>
<p>EJDERHA TAŞI EFSANESİ<br />
Bu efsaneyide Elazığ’lı değerli yazar şeyhülmuharririn Ahmet KABAKLI’dan dinleyelim:<br />
Ejderha ne demektir çocuklar? Sizde bilmezsiniz bende… Başkalarıda pek bilmezler. Onu yılanlar Prensesi Şahmaran’ın oğlu veya babası diye tanıtanlar da oluyor. Gözleri eşeklerin gözleri gibi munis gelir bana. Tüyleri kuzu tüyü yumuşaklığındadır. Geceleri rengarenk olur ejderha ve uzaktan ışıl ışıldır. Yavruları da vardır Ejderha’nın. Çocuklarıda vardır, hatta onları okşadığını, onlarla konuştuğunu hayal ederim.<br />
Aslında küçükken Ejderha’dan korkardım. Daha doğrusu ejderha Taş’ından. Şimdi anlatayım.<br />
Bugünkü Elazığ’ın aslı ve atası olan Harput’u bilirsiniz. Çocukken biz kartal yuvasına benzeyen, çok camili ve çok türbeli, Harput’ta otururduk. Yazlarımız ise, Harput yakınındaki “Göllü Bağ” denilen bol dutlu, elmalı, üzümlü bahçemizde geçerdi.<br />
Babamı henüz tanıyacak yaşa gelmeden kaybetmişim. Annem kardeşimle bizim ellerimizden tutar, bizi harputtan göllübağa götürürdü. Yolun başladığı bir yassı tepe üzerinde, Harput’a bakar gibi sırtı ve başı havaya kalkmış, devimsi kara bir taş vardır. Kendisi toprağa gömülmüşde, sırtı, boynu ve ayağı açıkta kalmış,yürüyüş halinde bir dev hayvan heykelini andıran bu kocaman görüntünün, iki yanında da tıpkı kendine benzer, ikişer yavrusu bulunur.<br />
Annem ,herhalde bizi yutar korkusundan olacak bu büyük ve küçük taşların üstüne çıkmamıza izin vermezdi:<br />
-Bu Ejderha Taşıdır derdi.<br />
-Ne demek ana Ejderha Taşı ?<br />
-Oğlum, bu gördüğünüz şey vaktiyle ifrit bir ejderha imiş;yanındakiler de onun yavruları. Bak görüyormusunuz, Harput’un üzerine doğru yürüyorlar!O eski zamanlarda meğer meğer Harputu yutmaya gelirlermişde şehirde herkes korkmaya başlamış.<br />
Bunun üzerine ,ağzı dualı ,gönlü temiz,çok okumuş Allaha yakın adamlar şu karşıdaki eğri minarenin yanında görünen Süt kalesinin mescidine çıkmışlar.Alın koyup namaz kılmışlar ve hep bir ağızdan halka dua bu canavara da beddua etmişlerki olduğu yerde kalksın.Harputu yutmasın…Kurban olduğum Allah işte o ulu kişilerin dualarını kabul etmiş de bu ejderha ile yavruları hemen şuracıkta taş kesilmişler. Sizde sakın bu yerlerde bu millete bir eğrilik bir kötülük etmeyin ha… Allah sizide taş yapar. Ama bizim gözlerimizin yuvarlandığını ve korkmaya baş- ladığımızı görünce hemen sesini yavaşlatır.:</p>
<p>-Allah onu taş yapmış ama kim bilir ne kadar eskiden… Sonra çok büyük fenalık yapacakmış, camileri ve insanları toptan yutacakmış de ondan taş yapmış Rabbim. Siz korkmayın ! Allah’ım size kıymaz. Hiç de taş olmazsınız! Derdi ve sanki taş kesilmemizi önlemek isteyen bir çabuklukla gelir, boynumuza sarılır beni ve kardeşimi öperdi…<br />
Zamanlar geçti, Ejderha Taş’ından korkmaz oldum. Hatta bu asrın dev kamyonlarını silahlarını, tanklarını, uçaklarını onların ölüm saçan, yıkan kazalarda insanlar parçalayan vahşetini gördükçe eski zamanın ejderhaları bana çokda munis, afacan, yaramaz ve sevimli gelmeye başladılar…<br />
Ama, bu Ejderha Taşı efsanesini bende bıraktığı dersi anamın anlattığı şeylerin hikmetini, hiç bir zaman unutamamış, yalana ve hafife almamışımdır. O yüzden hala inanırım ki: Güzel yurdumuza fenalık yapmaya, onu yutmaya, sömürmeye veya elimizden almaya gelenler veya kalkışanlar, temiz huylu, yüce ruhlu milletimizin duaları ile taş kesilirler; gayretleri ve savaşları ile perişan olurlar..<br />
*** Bu efsaneyi Elazığ’lı Rahmetli yazarımız şeyhülmuharririn Ahmet KABAKLI Hoca’mızdan naklettik… Allah Rahmet Eylesin<br />
Keban yöresinde kutsal sayılan bir çok dağ ve tepe mevcuttur. Buralar Keban’ın en yüksek tepeleridir. Bunların bazılarının üstünde Evliya veya Şehit olduğuna inanılan isimsiz ve kimliksiz yatılar vardır…<br />
Bunlardan bir kaçı :<br />
Nallı Ziyaret Efsanesi :<br />
Haz. Ali’nin atının ayak izinin olduğuna inanılan bir kayada Keban’da bulunmaktadır. Bu kaya Nallı Ziyaret olarak adlandırılmaktadır. Üzerinde herhangi bir türbe yada mezar yoktur. Yöre halkının inancına göre; Hz. Ali buradan geçerken karşıdaki Seftili dağından sıçrayan atının bir ayağı, bu tepeye vurmuş ve bu geçit sırasında atının ayak izi bu kayada kalmıştır.<br />
Taş Olan Kadın Efsanesi :<br />
Çok zaman önce Keban’ın güneyinde geçen çayda, bahar ile birlikte seller akmaktadır ve çayın gelişmesi mümkün değildir. Sabahleyin kucağında çocuğuyla hayvanlarını bu çaydan geçirmek isteyen kadın, çayın kenarına gelir ve bu durumu görünce Allah’a yalvarır.<br />
“Yarabbi bize acı ve merhamet et. Bana acımıyorsan, çocuğuma acı… Bu seli durdur. Eğer bu seli durdurursan ve karşıya geçersem, bu fakir halimle bu koyunlardan birini sana kurban keseceğim” der. Kısa bir zaman sonra yağış durmuş ve seller durulmuştur. Kadında sırtında çocuğu ve koyunlarıyla birlikte çaydan karşıya geçmiş. Ardından kadın; verdiği sözü hatırlayarak ” Ya Rabbi eğer suları durdurursan sana bir kurban kesecektim demiştim.”<br />
İşte sana kurban der ve saçından bulduğu biti yakalayıp, iki parmağı arasında ezerek yoluna devam eder. Tam o sırada, Allah’ın gazabına üzerine iner ve taş kesilir.<br />
Halen “çırçır” mevkiinde uzaktan bakıldığında 2,5 metre yüksekliğinde kadın ve sırtında çocuğuyla olan olayın anısını yaşayabilirsiniz.<br />
Pir Hasan Zerraki Efsanesi :<br />
Bir süre önce Erzurum yöresinde aşiretler arasında başalayan kavgalar nedeniyle; etrafında “şıh” olarak tanınan Pir Hasan Zerraki adıyla bir zat, bu kavgalardan kaçarak etrafındakiler ile birlikte, Keban yöresine gelmiş ve şimdiki ZIRKIBAZ yeni adıyla GÖKBELEN köyüne yerleşmiştir. Bu köyümüz ise adını Pir Hasan Zerraki’den almıştır.<br />
Taşkesen Efsanesi :<br />
Anlatınlara ve atalarımızdan gelen kaynaklarda vaka şöyledir…<br />
Taşkesen köyü civarında 9 -10 zorba yaşarmış ve civar köylerden haraç toplarmış. Topladıkları bu haraçların çoğu tahıl tütünden azıklarmış. Bu tahılları öğütebilecek değirmenleri yokmuş. Bu zorbalar civarda bulunan halka bir değirmen yaptırmaya karar vermişler. Değirmen yapılmış. Ancak değirmen taşını yapabilecek birkaç usta bulamamışlar. Bunu yapamayan ustalarıda öldürüyorlarmış.</p>
<p>Sıra Taşkesen köyüne gelmiş. Buradan bir kaç kişiyi değirmen taşını kesmeleri için yanlarında götürmüşler. Bu şahıslara çeşitli baskılar sonunda Değirmen taşını yaptırmışlar. Bunun karşılığında ise bu ustaları serbest bırakmışlardır. Bundan sonra köyün adı Taşkesen olarak kalmıştır.</p>
<p>FETAHMET BABA EFSANESİ :<br />
Hazrete dil uzatanlar hakkında bazı rivayetler söylenir durur. Bunlardan birisi en müsbetini yazmaya çalışacağız.<br />
Harput’un ilk kaymakamıŞevki bey akşamcıydı ve ehl-i keyf bir zattı. Bir yazı geçirmek üzere Fatih Ahmet civarında Hacı Hilaloğullarının bahçelerinden bir bahçe kiralamıştı. Cuma günleri dostlarından bazılarıda bahçeye gider, orada demlenir ve eğlenirlerdi. Yine böyle bir günde biraz demlendikten sonra ağaçları, kapalı olan manzarası, Şevki Bey’in alkol ile neşelenen ruhunu sıkmış olacak ki, ayağa kalkmış ve etrafta dolaşmaya başlamış, karşıda türbenin tam alt tarafında derenin kenarında yeşil bir düzlük görünce kilimlerin, şiltelerin ve rakı sofrasının buraya nakledilmesini emretmiş. Fakat, misafirlerden birisi türbeyi göstererek oraya pek yaklaşmayalım demişse de Şevki Bey buna aldırmamış ve müstehzi bir şekilde emrini tekrarlamış. Yemişler, içmişler, eğlenmişler ve geç vakit dağılmışlar.<br />
Ertesi sabah Şevki Bey, yatağından kalktığı zaman çenesinin eğrilmiş olduğunu ve bir kelime dahi konuşamadığını hissedince bundan çok müteessir olmuş. Kasabada ve Elazığ’da bulunan tüm doktorlara muayene edilmişse de yapılan tedavilerhiç bir semere vermeyince bu darbenin nereden geldiğini hemen anlamış. Bir kaç gün evinden çıkmamış ve sonra Fatih Amet’e giderek türbeyi ziyaret ve af dilemiş. Türbeyi ve yanındaki mescidi tamir, önünde sahaya tasviye ettirerek, türbenin önünde bir çeşme yaptırmış, su getirmiş ve ağaçlandırmış. Bu hizmetlerin karşılığını da az zaman sonra çenesinin düzelmesiyle görmüş.<br />
Bu hadiseyi, Harput’ta bilmeyen ve işitmeyen yoktur. Vaktiyle nahiye müdürü Harput’taki ziyaretleri (türbeleri) kilitlemiş ve ve ziyaret edilip dilek edilmesini yasaklamıştı. Bu nahiye müdürünün de çenesi eğilmiş felç geçirmiş tekrar türbeleri açtırmıştır. Bu sırada Fatih Ahmet türbesinin kapısı hiç kilit tutmazmış. Görevliler kilitleyip gider, ziyaretçiler geldiklerinde görürmüşlerki kapı açık. Buda ayrı bir keramet olarak kabul edilir.</p>
<p>Hazar Gölü Üzerine Anlatılan Efsaneler…<br />
GÖLCÜK Efsanesi &#8211; 1 :<br />
Gölün yerinde eskiden büyük bir şehir varmış. Şehre dilenci bir kadın gelmiş. Belki de bu Cenab-ı Allah’ın gönderdiği Hızır A.S. mış. Tuz istemiş, sadece bir evden bu kadına tuz vermişler. Kadın da orada beddua etmiş:<br />
”İnşallah, bu gece sabaha kadar şu evin dışında evleriniz su keser” Hakikaten de orası sabahleyin su kesmiş, suyun içinde sadece bir ev kalmış. Dilenciye tuz verdiği için o evi su kesmemiş.</p>
<p>GÖLCÜK Efsanesi 2 :<br />
Gölün ortasındaki kilisenin papazı, gündüzleri kiliseden çıkar, arazisini gezermiş. Harman zamanı harmanını çıkarır, akşamlan geç vakitlerde kiliseye geri dönermiş. Papazın çok güzel bir kızı varmış. Kıyı köylerdeki bir Türk gencine aşık olmuş. Delikanlı geceleri yüzerek kiliseye gelir, kızla buluşurmuş.<br />
Oğlan, kıza:<br />
”Gece pencereye bir mum bırak; ben uzaktan ışığı görüp geleyim” diye tembih etmiş. .<br />
Bu iş uzun boylu böyle devam ettikten sonra, yöre halkı tarafından duyulmuş. Papaza demişler ki:<br />
”Yahu, senin kızın bir Türk delikanlısı ile geceleri buluşuyor, aşk yapıyorlar”<br />
Papaz yine tarlasına gitmiş; gece biraz geç dönmüş. Gelmiş ki hakikaten kızı pencereye mum koymuş. Papaz gidip mumu oradan kaldırmış.<br />
O sıralarda aşığı kızla buluşmak için suda imiş. Adayı karanlıkta bulamamış. Dolaşmış, dolaşmış; nihayet yorgun düşerek suda boğulmuş.</p>
<p>Kız sabaha yakın bir zamanda oğlanın gelmediğini görünce, hemen yatağından kalkmış ‘’seslenirsem belki canlı olarak kurtarabilirim” diye düşünmüş. Kiliseden uzaklaşmış. Geri dönerken kaybolmuş. İkisi birden gölde boğulmuşlar.<br />
Bunların dünyada bitmeyen aşk oyunları, suyun altında devam etmekte imiş.</p>
<p>Hazarbaba Dağı Üzerine Anlatılan Efsaneler</p>
<p>Azer Baba Efsanesi<br />
Azer, Hz. Ibrahim’in babasıdır. Yazları Urfa çok sıcak olur. Azer, aşiretiyle yazın buraya yaylaya gelir; kış başlayınca da tekrar Urfa’ya dönermiş.<br />
Bir yaz aşiretiyle Hazar Dağı’na geliyor. Burada bir kavga çıkıyor ve bu dağda Azer aşiretiyle beraber ölüyor, Dağın sarp bir yerindeki mağaraya sığınıp orada şehit oluyor. Azer ismi oradan kalmıştır. Mağaranın içinde Azer’in mezarı söylenen bir kabir vardır .Orayı ziyaret edenler mezarın yanına beş on kuruş para atarlar.</p>
<p>Hazar Baba Efsanesi<br />
Büyüklerimizden duyduğumuza göre, Hazar Baba, Karaoğlan ve Kuşakçı ismindeki evliyalar üç kardeşlermiş. Bu dağlarda zamanında şehit olmuşlar. Mezarları da bu dağlardadır. Haccehan diye bir kız kardeşleri de varmış. Onun da Kürk Köyü’nün üst tarafındaki dağda ziyareti var.<br />
Cuma akşamları Kuşakçı Baba’nın gemici feneri elinde İmran Göze suyuna inip abdest aldığını görenler vardır. Oğlu olmayanlar iki-üç sene Karaoğlan’a gidip Allah yolunda kurban keserler; Cenab-ı Hak bunlara bir oğlan çocuğu verir.<br />
1938′den 1940′a kadar bu üç dağdan birbirine bomba sesiyle birlikte bir top ışık gidip gelirmiş. Hazar Baba, Kuşakçı Baba, Karaoğlan birbirleriyle kavga ediyorlar derlermiş.</p>
<p>Hazar Dağı Efsanesi</p>
<p>Büyüklerimizden duyduğumuza göre, eskiden Hazar Dağı’ndan bin kişilik bir asker kafilesi geçiyormuş. Mevsim kışmış. Burada tipiye yakalanmışlar. Bin kişilik ordunun tamamı burada telef olmuş.<br />
”Hazar” aslında ”bin” demektir. Bu dağda ismini buradan almıştır. Sonuç olarak; Hazar Gölü ve Hazar Dağı efsanelerinin Anadolu’da derlenen diğer metinlerle benzerlikleri ile, bunlarda asırlardır muhafaza edilmiş olan bazı İslam’i değerler, bize bu yörenin Türk-İslam karakterinin efsanelerde canlı bir şekilde yaşadığını göstermektedir.</p>
<p></span></font></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/33/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=33&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" /><div class="sharedaddy sd-like-enabled"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/27/elazig-depremi-ve-kecinin-kuyrugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3cb58a184bd662572a1ff92c82081050?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ahmetkamisli24</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>N.FAZIL KISAKÜREK</title>
		<link>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/23/elazigda-deprem-panigi/</link>
		<comments>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/23/elazigda-deprem-panigi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Feb 2007 16:44:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkamisli24</dc:creator>
				<category><![CDATA[haber.spor.]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİİR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/23/elazigda-deprem-panigi/</guid>
		<description><![CDATA[   ÇİLE.. Gaiblerde bir ses geldi: Bu adam, Gezdirsin boşluğu ense kökünde! Ve uçtu tepemden birdenbire dam; Gök devrildi, künde üstüne künde&#8230; Pencereye koştum: Kızıl kıyamet! Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı! Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent, Ok çekti yukardan, üstüme avcı Ateşten zehrini tattım bu okun, Bir anda kül etti can elmasımı. Sanki burnum, değdi burnuna [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=32&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ahmetkamisli24.files.wordpress.com/2007/06/oks-2007-cevap-anahtari-a.pdf"></a><a href="http://ahmetkamisli24.files.wordpress.com/2007/06/oks-2007-cevap-anahtari-a.pdf"></a><a href="http://ahmetkamisli24.files.wordpress.com/2007/06/oks-2007-cevap-anahtari-a.pdf"></a><a href="http://ahmetkamisli24.files.wordpress.com/2007/06/oks-2007-cevap-anahtari-a.pdf"></a><a href="http://ahmetkamisli24.files.wordpress.com/2007/06/oks-2007-cevap-anahtari-a.pdf"></a></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"></span></p>
<p><span style="font-size:14pt;"><a rel="attachment wp-att-59" href="http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/23/elazigda-deprem-panigi/59/"></a><a rel="attachment wp-att-59" href="http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/23/elazigda-deprem-panigi/59/"></a><a rel="attachment wp-att-59" href="http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/23/elazigda-deprem-panigi/59/"></a><a rel="attachment wp-att-58" href="http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/23/elazigda-deprem-panigi/58/"></a><a href="http://ahmetkamisli24.files.wordpress.com/2007/06/test-a.pdf"></a><a rel="attachment wp-att-61" href="http://ahmetkamisli24.wordpress.com/?attachment_id=61"></a></span><span style="font-size:14pt;">  </span><span style="font-size:14pt;"></span></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Verdana;"><font size="3">ÇİLE..</font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"></span></strong></p>
<p><font size="3">Gaiblerde bir ses geldi: Bu adam,<br />
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!<br />
Ve uçtu tepemden birdenbire dam;<br />
Gök devrildi, künde üstüne künde&#8230;</font></p>
<p>Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!<br />
Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!<br />
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,<br />
Ok çekti yukardan, üstüme avcı</p>
<p>Ateşten zehrini tattım bu okun,<br />
Bir anda kül etti can elmasımı.<br />
Sanki burnum, değdi burnuna (yok)un,<br />
Kustum, öz ağzımdan kafatasımı</p>
<p>Bir bardak su gibi çalkalandı dünya;<br />
Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.<br />
Al sana hakikat, al sana rüya!<br />
İşte akıllılık, işte sarhoşluk!</p>
<p>Ensemin örsünde bir demir balyoz,<br />
Kapandım yatağa son çare diye.<br />
Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,<br />
Yepyeni bir dünya etti hediye</p>
<p>Bu nasıl bir dünya, hikayesi zor;<br />
Makâni bir satıh, zamanı vehim.<br />
Bütün bir kainat muşamba dekor,<br />
Bütün bir insanlık yalana teslim.</p>
<p>Nesin sen, hakikat olsan da çekil!<br />
Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!<br />
Otursun yerine bende her şekil;<br />
Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!</p>
<p>Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,<br />
Benliğim bir kazan ve aklım kepçe,<br />
Deliler köyünden bir menzil aşkın,<br />
Her fikir içimde bir çift kelepçe.</p>
<p>Niçin küçülüyor eşya uzakta?<br />
Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?<br />
Zamanın raksı ne bir yuvarlakta?<br />
Sonum varmış, onu ögrensem asıl?</p>
<p>Bir fikir ki sıcak yarad kezzap,<br />
Bir fikir ki, beyin zarında sülük.<br />
Selam sana haşmetli azap;<br />
Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.</p>
<p>Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol!<br />
Ey yedinci gök, esrarını aç!<br />
Annemin duası, düş de perde ol!<br />
Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!</p>
<p>Uyku, katillerin bile çeşmesi;<br />
Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.<br />
Teselli pınarı, sabır memesi;<br />
Size şerbet, bana kum dolu çanak.</p>
<p>Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,<br />
Sırrını ararken patlayan gülle?<br />
Yeşil asmalarda depreniş, şehvet;<br />
Karınca sarayı, kupkuru kelle&#8230;</p>
<p>Akrep nokta nokta ruhumu sokmus,<br />
Mevsimden mevsime girdim böylece.<br />
Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,<br />
Fikir çilesinden büyük işkence.</p>
<p>Evet, her şey bende bir gizli düğüm;<br />
Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!<br />
Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,<br />
Yetişir çektiğim mesafelerden!</p>
<p>Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;<br />
Yollar bir yumaktır, uzun ve dolaşık.<br />
Her gece rüyamı yazan sihirbaz,<br />
Tutuyor önümde bir mavi ışık.</p>
<p>Büyücü, büyücü ne bana hıncın?<br />
Bu kükürtlü duman, nedir inimde?<br />
Camdan keskin, kıldan ince kılıcın,<br />
Bir zehir kıymak gibi, beynimde.</p>
<p>Lugat, bir isim ver bana halimden;<br />
Herkesin bildiği dilden bir isim!<br />
Eski esvaplarım, tutun elimden;<br />
Aynalar söyleyin bana, ben kimim?</p>
<p>Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,<br />
Arzı boynuzunda taşıyan öküz?<br />
Belâ mimarının seçtiği arsa;<br />
Hayattan mühacir; eşyadan öksüz?</p>
<p>Ben ki, toz kanatıi bir kelebeğim,<br />
Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,<br />
Bir zerrecigim ki, Arş&#8217;a gebeyim,<br />
Dev sancılarımın budur kaynağı!</p>
<p>Ne yalanlarda var, ne hakikatta,<br />
Gözümü yumdukça gördüğüm nakış.<br />
Boşuna gezmişim, yok tabiatta,<br />
İçimdeki kadar iniş ve çıkış.</p>
<p>Gece bir hendeğe düşercesine,<br />
Birden kucağına düştüm gerçeğin.<br />
Sanki erdim çetin bilmecesine,<br />
Hem geçmis zamanın, hem geleceğin.</p>
<p>Açıl susam, açıl! Açıldı kapı;<br />
Atlas sedirinde mavera dede.<br />
Yandı sırça saray, ilahi yapı,<br />
Binbir avizeyle uçsuz maddede.</p>
<p>Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;<br />
Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.<br />
Içiçe mimari, içiçe benlik;<br />
Bildim seni ey Rab, bilinmez bilinmez meşhur!</p>
<p>Nizam köpürüyor, med vakti deniz;<br />
Nizam köpürüyor, ta çenemde su.<br />
Suda bir gizli yol, pırılıtılı iz;<br />
Suda ezel fikri, ebed duygusu.</p>
<p>Kaçır beni ahenk, al beni birlik;<br />
Artık barınamam gölge varlıkta.<br />
Ver cüceye, onun olsun şairlik,<br />
Şimdi gözüm, büyük sanatkarlıkta.</p>
<p>Öteler öteler, gayemin malı;<br />
Mesafe ekinim, zaman madenim.<br />
Gökte saman yolu benim olmalı;<br />
Dipsizlik gölünde, inciler benim.</p>
<p>Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!<br />
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.<br />
Sen, bütün dalların birleştiği kök;<br />
Biricik meselem, Sonsuza varmak&#8230;</p>
<p><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"></span></strong></p>
<p><font size="3"><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"> </span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Verdana;"> ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP </span></strong></font><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><br />
<font size="3">Zindanda iki hece.Mehmed&#8217;im lafta!<br />
Baba katiliyle baban bir safta!<br />
Bir de geri adam,boynunda yafta&#8230;</font></span></strong></p>
<p>Halimi düşünüp yanma Mehmed&#8217;im!<br />
Kavuşmak mi?..Belki ..Daha ölmedim!</p>
<p>Avlu&#8230; Bir uzun yol&#8230; Tuğla döşeli,<br />
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.<br />
Bu yol da tutuktur hapse düşeli&#8230;</p>
<p>Git ve gel&#8230; Yüz adım&#8230;Bin yıllık konak<br />
Ne ayak dayanır buna ,ne tırnak!</p>
<p>Bir alem ki, gökler boru içinde.<br />
Akıl almazların zoru içinde<br />
Üstüste sorular soru içinde.</p>
<p>Düşün mü,konuş mu, sus mu ,unut mu?<br />
Buradan insan mı çıkar,tabut mu?</p>
<p>Bir idamlık Ali vardı,asıldı<br />
Kaydını düştüler,mühür basıldı.<br />
Geçti gitti,birkaç günlük fasıldı</p>
<p>Ondan kalan,boynu bükük ve sefil;<br />
Bahçeye diktiği üç beş karanfil&#8230;</p>
<p>Müdür bey dert dinler,bugün&#8221;maruzat&#8221;!<br />
Çatık kaş&#8230;Hükumet dedikleri zat&#8230;<br />
Beni Allah tutmuş kim eder azat?</p>
<p>Anlamaz;yazısız,pulsuz,dilekçem&#8230;<br />
Anlamaz!ruhuma geçti bilekçem!</p>
<p>Saat beş dedi mi,bir yırtıcı zil<br />
Sayım var, maltada hizaya dizil!<br />
Tek yekun içinde yazıl ve çizil!</p>
<p>Insanlar zindanda birer kemmiyet;<br />
Urbalarla kemik,mintanlarla et.</p>
<p>Somurtuş gibi bıçak,nara gibi tokat;<br />
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat&#8230;<br />
Yalnız seccademin yönünde şefkat</p>
<p>Beni kimsecikler okşamaz madem<br />
Öp beni alnımdan,sen öp seccadem!</p>
<p>Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!<br />
Dakika düşelim,senelik paydan!<br />
Zindanda dakika farksız aydan</p>
<p>Karıştır çayını zaman erisin<br />
Kopuk kopuk,duman duman erisin!</p>
<p>Peykeler,duvara mihli peykeler<br />
Duvarda,başlardan yağlı lekeler<br />
Gömülmüş duvara,bas bas gölgeler&#8230;</p>
<p>Duvar,katil duvar yolumu biçtin<br />
Kanla dolu sünger&#8230; Beynimi içtin</p>
<p>Sukut&#8230;Kıvrım kıvrım uzaklık uzar<br />
Tek nokta seçemez dünyada nazar<br />
Yerinde mi acep,ölü ve mezar?</p>
<p>Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?<br />
Güneşe göç varda ,kalan biz miyiz?</p>
<p>Ses demir,su demir ve ekmek demir&#8230;<br />
İstersen demirde muhali kemir.<br />
Ne gelir ki elden,kader bu,emir&#8230;</p>
<p>Garip pencerecik,küçük daracık;<br />
Dünyaya kapalı,Allah&#8217;a açık</p>
<p>Dua,dua eller karıncalanmış;<br />
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış<br />
Gözyaşı bir tarla,hep yoncalanmış</p>
<p>Bir soluk,bir tütsü,bir uçan buğu<br />
İplik ki incecik,örer boşluğu</p>
<p>Ana rahmi zahir ,şu bizim koğuş<br />
Karanlığında nur,yeniden doğuş&#8230;.<br />
Sesler duymaktayım;Davran ve boğuş!</p>
<p>Sen bir devsin,yükü ağırdır devin!<br />
Kalk ayağa,dimdik doğrul ve sevin!</p>
<p>Mehmed&#8217;im,sevinin ,başlar yüksekte!<br />
Ölsek de sevinin,eve dönsek de!<br />
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!</p>
<p>Yarın elbet bizim,elbet bizimdir!<br />
Gün doğmuş ,gün batmış ,ebed bizimdir</p>
<p> <a href="http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=70"><span style="color:#3366ff;font-family:Verdana;"><font size="3">NECİP FAZIL KISAKÜREK</font></span></a><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Verdana;"><font size="3"> UTANSIN </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"></span></strong></p>
<p><font size="3">Tohum saç, bitmezse toprak utansın!<br />
Hedefe varmayan mızrak utansın!</font></p>
<p>Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!<br />
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!</p>
<p>Eski çınar şimdi noel ağacı;<br />
Dallarda iğreti yaprak utansın!</p>
<p>Ustada kalırsa bu öksüz yapı,<br />
Onu sürdürmeyen çırak utansın!</p>
<p>Ölümden ilerde varış dediğin,<br />
Geride ne varsa bırak utansın!</p>
<p>Ey binbir tanede solmayan tek renk;<br />
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!</p>
<p> <a href="http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=70"><span style="color:#3366ff;font-family:Verdana;"><font size="3">NECİP FAZIL KISAKÜREK</font></span></a><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Verdana;"><font size="3"> DESTAN </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"></span></strong></p>
<p><font size="3">Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!<br />
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:</font></p>
<p>Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,<br />
Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden,</p>
<p>Çekiyor tebeşirle yekun hattını afet;<br />
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!</p>
<p>Durum diye bir laf var, buyurun size durum;<br />
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum!</p>
<p>Bir şey koptu benden, şey, Herşeyi tutan bir şey.<br />
Benim adım bay Necip, babamın ki Fazıl bey,</p>
<p>Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,<br />
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.</p>
<p>Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;<br />
Evde cinayet, tramvay arabasında zina!</p>
<p>Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;<br />
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!</p>
<p>Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu:<br />
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!</p>
<p>Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,<br />
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!</p>
<p>Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!<br />
Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!</p>
<p>Allah&#8217;ın on pulunu bekleye dursun on kul;<br />
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.</p>
<p>Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;<br />
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!</p>
<p>Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;<br />
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.</p>
<p>Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilac;<br />
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilaç.</p>
<p>Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;<br />
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!</p>
<p>Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;<br />
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!</p>
<p>Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;<br />
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?</p>
<p>Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;<br />
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap!</p>
<p> <a href="http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=70"><span style="color:#3366ff;font-family:Verdana;"><font size="3">NECİP FAZIL KISAKÜREK</font></span></a><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Verdana;"><font size="3">YOLCULUK </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"></span></strong></p>
<p><font size="3">Yolculuk, her zaman düşündüm onu;<br />
İçimde bu azgın davet ne demek?<br />
Oraya, nerdeyse güneşin sonu,<br />
Uçmak, kayıp gitmek, kaçıp dönmemek.</font></p>
<p>Altımdan kaydırdı bir el minderi;<br />
Herkes yatağında, ben ayaktayım.<br />
Bir gece, rüyada gördüğüm yeri,<br />
Gözlerim yumulu, aramaktayım.</p>
<p>Beni çağırmakta yabancı dostlar;<br />
Bu dostlar ne güzel, dilsiz ve adsız.<br />
Eski evde, şimdi bir başka ev var:<br />
Avlusu karanlık, suları tadsız.</p>
<p>Her akşam, aynı yer, aynı saatte,<br />
Güneşten eşyama düşen bir çubuk;<br />
Yangın varmış gibi yukarı katta,<br />
Arkamdan gel diyor, sessiz ve çabuk!</p>
<p>Başım, artık onu taşımak ne zor!<br />
Başım, günden güne kayıtsız bana.<br />
Dalında bir yaprak gibi dönüyor,<br />
Acı rüzgarların çektiği yana&#8230;</p>
<p> <a href="http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=70"><span style="color:#3366ff;font-family:Verdana;"><font size="3">NECİP FAZIL KISAKÜREK</font></span></a><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Verdana;"><font size="3">SAKARYA TÜRKÜSÜ </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"></span></strong></p>
<p><font size="3">İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:<br />
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.</font></p>
<p>Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;<br />
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.</p>
<p>Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:<br />
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.</p>
<p>Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:<br />
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!</p>
<p>Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?<br />
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:</p>
<p>Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.<br />
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?</p>
<p>Rabb&#8217;im isterse, sular büklüm büklüm burulur.<br />
Sırtına Sakarya&#8217;nın, Türk tarihi vurulur.</p>
<p>Eyvah, eyvah, Sakarya&#8217;m, sana mı düştü bu yük?<br />
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..</p>
<p>Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!<br />
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?</p>
<p>İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;<br />
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,</p>
<p>Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:<br />
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!</p>
<p>Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;<br />
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!</p>
<p>Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?<br />
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?</p>
<p>Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?<br />
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?</p>
<p>Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?<br />
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!</p>
<p>Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;<br />
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.</p>
<p>Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.<br />
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!</p>
<p>İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:<br />
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.</p>
<p>Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:<br />
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?</p>
<p>Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!<br />
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!</p>
<p>Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu&#8217;nun,<br />
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!</p>
<p>Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız;<br />
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!</p>
<p>Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;<br />
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!</p>
<p>Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:<br />
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!</p>
<p>Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:<br />
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!</p>
<p> <a href="http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=70"><span style="color:#3366ff;font-family:Verdana;"><font size="3">NECİP FAZIL KISAKÜREK</font></span></a><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"><font size="3"> </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Verdana;"><font size="3">KALDIRIMLAR </font></span></strong><strong><span style="color:#3366ff;font-family:Arial;"></span></strong></p>
<p><font size="3">Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;<br />
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.<br />
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,<br />
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.</font></p>
<p>Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;<br />
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.<br />
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.<br />
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.</p>
<p>İçimde damla damla bir korku birikiyor;<br />
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler&#8230;<br />
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;<br />
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.</p>
<p>Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;<br />
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.<br />
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;<br />
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.</p>
<p>Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;<br />
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!<br />
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;<br />
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!</p>
<p>Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;<br />
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.<br />
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;<br />
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.</p>
<p>Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;<br />
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!<br />
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;<br />
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.</p>
<p>Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;<br />
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.<br />
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,<br />
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..</p>
<p> <a href="http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=70"><span style="color:#3366ff;font-family:Verdana;"><font size="3">NECİP FAZIL KISAKÜREK</font></span></a><br />
<span style="color:#3366ff;"></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">     BAYRAK</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü! </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Işık ışık, dalga dalga bayrağım, </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Sana benim gözümle bakmayanın </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">mezarını kazacağım. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Seni selamlamadan uçan kuşun </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">yuvasını bozacağım. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Gölgende bana da, bana da yer ver ! </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Yurda ay yıldızın ışığı yeter. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Kızıllığında ısındık, </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Dağlardan çöllere düşürdüğü gün. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Gölgene sığındık. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;</span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Barışın güvercini, savaşın kartalı&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Yüksek yerlerde açan çiçeğim; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Senin altında doğdum, </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Senin dibinde öleceğim.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Yer yüzünde yer beğen !</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Nereye dikilmek istersen,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Söyle, seni oraya dikeyim ! </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"></span><span></span>Arif Nihat ASYA</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/32/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=32&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" /><div class="sharedaddy sd-like-enabled"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/23/elazigda-deprem-panigi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3cb58a184bd662572a1ff92c82081050?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ahmetkamisli24</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>HABERLER</title>
		<link>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/02/elazigda-deprem/</link>
		<comments>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/02/elazigda-deprem/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Feb 2007 15:15:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkamisli24</dc:creator>
				<category><![CDATA[haber.spor.]]></category>
		<category><![CDATA[KATEGORİLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/01/01/23/</guid>
		<description><![CDATA[<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=23&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ahmetkamisli24.wordpress.com/23/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ahmetkamisli24.wordpress.com&amp;blog=645511&amp;post=23&amp;subd=ahmetkamisli24&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" /><div class="sharedaddy sd-like-enabled"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahmetkamisli24.wordpress.com/2007/02/02/elazigda-deprem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3cb58a184bd662572a1ff92c82081050?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ahmetkamisli24</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
